Danimarka Türkiye ile inşaat alanında küresel iş birliğini artırmak istiyor
İstanbul

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Hoppe, Afrika ve Orta Asya başta olmak üzere Türkiye ile Danimarka arasındaki iş birliğini küresel düzeyde daha iyi seviyelere getirmek istediklerini söyledi.

İki ülke arasında dengeli bir ticaretin yürüdüğünü kaydeden Hoppe, Türkiye’nin Danimarka’ya mal, Danimarka’nın ise Türkiye’ye servis ihraç ettiğini belirterek, “İki ülke arasındaki ticaret dengeli olunca daha sağlık ve sürdürülebilir oluyor. Geçen yıl elektrikli 200 kilometrelik hızlı tren yolu olan Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli hattı Kalyon Holding tarafından inşa edildi. Finansın büyük bir kısmı İsveç ve Danimarka finans çevrelerince sağlandı. Bu aynı zamanda Danimarka’nın sağladığı en büyük dış kredi oldu. Aynı zamanda haziran sonuna doğru TMB ile ortaklaşa diğer ülkelerde yürütülen mühendislik, tedarik ve inşaat projelerinde Danimarka-Türkiye iş birliğini artırmak amacıyla iki ülkenin yatırımcıları ve paydaşlarını bir araya getireceğiz. Türkiye, dünyada birçok yeri inşa ediyor.” ifadelerini kullandı.

Hoppe, Danimarka İstatistik Kurumu’na göre, Danimarka’nın Türkiye’ye yatırımının 6 milyar Danimarka kronu (yaklaşık 840 milyon dolar), Türkiye’nin Danimarka’ya yatırımının ise yaklaşık 200 milyon Danimarka kronu olduğunun altını çizdi.

46 bin kişinin Türkiye’de tam zamanlı olarak Danimarka şirketlerinde çalıştığının ve bunun son derece önemli olduğunun altını çizen Hoppe, “Türkiye’ye yatırım yapan şirketlerin başında DFDS, Maersk, Danfoss, ISS gibi şirketler yer alıyor. Bunun yanı sıra DFDS, Ekol Lojistik’in bir kısmını aldı.” dedi.

Mobilya ve iç dekorasyon gibi ev eşyaları satışını gerçekleştiren Danimarka merkezli perakende şirketi JYSK’nin de Türkiye pazarına büyük ihtimalle gelecek yıl gireceğini kaydeden Hoppe, şirketin normal şartlarda Türkiye pazarına daha önceden yatırım planladığını ancak Kovid-19’dan dolayı birçok kez ertelediğini belirtti.

Hoppe, ayrıca Danimarkalı bir spor yönetimi şirketinin Göztepe Spor Kulübü’nü satın almasıyla Türk futbolunda bir ilkin yaşanacağını da kaydetti.

“Danimarka ve Türkiye arasındaki ticaret hacmi 3 milyar avrodan fazla”

Danimarka’nın Türkiye’den çoğunlukla kıyafet ve tekstil ürünleri ithal ettiğini belirten Thierry Hoppe, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Danimarka’nın Türkiye’den yaptığı mal ithalatının yaklaşık yüzde 40’ını giyim ve tekstil ürünleri oluştururken, araç ve makineler yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor. Bu çok önemli bir rakam. Danimarka’dan Türkiye’ye yapılan ihracatın yüzde 70’i ise hurda metal ve demir ile birlikte, yüksek teknoloji ve Ar-Ge gerektiren makineler ve ilaçlar bulunmakta. Danimarka’dan Türkiye’ye hala küçük olmasına rağmen en hızlı büyüyen ihracat kalemleri kimyasallar, süt ürünleri ve mobilya ürünleri iken, Türkiye’den Danimarka’ya ise elektrikli makineler ve motorlar oldu. İstanbul’daki ticaret ofisimiz Danimarkalı şirketlere yardımcı oluyor. Biz sadece şirketlerimize yardım etmiyoruz. Danimarkalı şirketlere küresel arenada daha rekabetçi olabilmeleri için ihtiyaç duydukları kaynakları sunuyoruz. Tekstil bizim çalıştığımız bir sektör. Danimarkalı firmalarla tek tek çalışıyoruz. Danimarka dünyanın her yerinden tekstil ürünleri ithal ediyor. Artık firmalar, fiyat ve teslimat sürelerinin giderek daha rekabetçi hale geldiği Türkiye gibi alternatif olarak ithalat yapabileceğimiz başka yerler olup olmadığını soruyor.”

Hoppe, dünyada bir lojistik sorunu olduğunu, küresel anlamda lojistik fiyatlarının çok yükseldiğini dile getirerek, “Bu sebepten dolayı Türkiye’den ürünleri daha hızlı ve daha rekabetçi fiyatlarla getirebilir Danimarkalı şirketler. Türkiye, ortak pazarda daha ilgili ve rekabetçi hale geliyor. Şirketler her zaman yakın ulaşım ister. Kopenhag’dan İstanbul 3 saat sürüyor. Danimarkalı şirketler Türk tedarikçileri çok rahat bir şekilde ziyaret edebilir. Çin’e gitmek büyük mesele, oraya gittiğinizde birkaç hafta karantinaya girmek zorundasınız. Bu şekilde Çin’deki tedarikçilerle çalışılamaz. Kontrat yapsan malın ne kadar geleceğini kestiremiyorsun. Şirketler hızlı aksiyon alan tedarikçileri istiyor. Türkiye’nin bu konuda kapasitesi var.” değerlendirmesinde bulundu.

Danimarka ve Türkiye arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 23 milyar Danimarka kronu olduğunu belirten Hoppe, “Bu rakam 3 milyar avrodan fazla. Bu çok önemli bir rakam ama bu rakamın daha fazlası olabilir. Türkiye, dünyada 20’nci büyük ekonomi ve Danimarka’ya çok yakın. Türkiye, Danimarka için ticaret anlamında çok önemli bir ülke. Bu daha da gelişmeli.” diye konuştu.

AB, nisanda 43,6 milyar avro ticaret açığı verdi
Brussels Hoofdstedelijk Gewest

Avrupa Birliği (AB), nisan ayında toplam 43,6 milyar avro dış ticaret açığı verdi.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), AB ve Avro Bölgesi’nin nisan ayı uluslararası ticaret verilerini yayımladı.

Buna göre, AB’nin ihracatı, nisanda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,8 artarak 198,5 milyar avroya, ithalatı da yüzde 45,4 yükselerek 242,1 milyar avroya ulaştı.

Böylece AB’nin dış ticaret açığı nisan ayında 43,6 milyar avro oldu. Avro Bölgesi’nde ise ihracat, nisanda 2021’in aynı dönemine kıyasla yüzde 12,6 yükselişle 223,9 milyar avro, ithalat da yüzde 39,4 artışla 256,4 milyar avro oldu.

Avro Bölgesi’nin ticaret açığı, nisanda 32,4 milyar avro olarak kayıtlara geçti.

Söz konusu dönemde AB ülkelerinden en fazla ithalat yapan ülkeler 40,6 milyar avro ile ABD, 26 milyar avro ile Birleşik Krallık, 17 milyar avro ile Çin, 14,4 milyar avro ile İsviçre ve 7,5 milyar avro ile Türkiye şeklinde belirlendi.

AB ülkelerine en fazla ihracat gerçekleştiren ülkeler ise 46,7 milyar avro ile Çin, 28,4 milyar avro ile ABD, 20,1 milyar avro ile Rusya, 19,4 milyar avro ile Birleşik Krallık, 12,5 milyar avro ile Norveç, 11,8 milyar avro ile İsviçre ve 8,8 milyar avro ile Türkiye oldu.

AB ve Avro Bölgesi dış ticaret açığı özellikle ithal edilen enerji ürünleri maliyetindeki hızlı yükselişten kaynaklanıyor.

Yılın ilk Antep fıstığı yetiştiricisi altınla ödüllendirildi
Gaziantep

Kırsal Teketaş Mahallesi’nden yılın ilk mahsul boz Antep fıstığını borsaya getiren üretici Abdurrahman Açıkgöz, törenle yarım altınla ödüllendirildi.

Borsa Başkanı İbrahim Sarı, Antep fıstığının ilçenin en önemli tarımsal ürünü olduğunu ve ürün üretimini teşvik etmek amacıyla her yıl ödül töreni düzenlediklerini söyledi.

Hasat mevsiminden yaklaşık 45 gün önce olgunlaşarak doğal rengine ve tadına kavuşan erkenci olarak tabir edilen boz Antep fıstığının altınla ödüllendirdiğini ifade eden Sarı, “Çiftçimiz, gayret etmiş çabalamış ve yılın ilk ürününü yetiştirerek bugün bizlerle buluşturmuştur. Kıymetli üreticimizi tebrik ediyor tüm üreticilerimizin ürünlerini kazasız belasız hasat etmelerini, bolluk ve bereket içinde bir yıl geçirmelerini diliyorum.” dedi.

Açıkgöz ise her sene olduğu gibi çiftçileri gururlandıran Nizip Ticaret Borsası yöneticilerine teşekkür etti.

Malezya ve Yunanistan menşeli mensucat için ithalat önlemi
Ankara

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ Resmi Gazete’de yayımlandı.

Tebliğ, Malezya ve Yunanistan menşeli/çıkışlı “mensucat, poliüretanla emdirilmiş, sıvanmış, kaplanmış veya lamine edilmiş-deri taklidi/diğerleri” tanımlı eşyanın ithalatına yönelik başlatılan ve Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen önlemlerin etkisiz kılınmasına karşı soruşturmanın tamamlanması neticesinde alınan kararın yürürlüğe konulmasını düzenliyor.

Soruşturma neticesinde, Malezya ve Yunanistan’da yerleşik firmaların, Malezya’da yerleşik Innotech Textile (M) Sdn. Bhd firması hariç, yürürlükteki dampinge karşı önlemden kaçınma dışında yeterli bir haklı nedeni veya ekonomik gerekçesi bulunmayan bir uygulama, işlem veya iş sonucunda yürürlükteki dampinge karşı önlemi etkisiz kıldığı sonucuna ulaşıldı.

Bu kapsamda, söz konusu eşyadan “yalnız lamine edilmiş olanlar” için Malezya menşeli/çıkışlı ithalatta Innotech Textile (M) Sdn. Bhd firmasından üretici sertifikası aranarak önlemden muaf tutulmak kaydıyla, Çin menşeli ithalatta yürürlükte bulunan dampinge karşı önleme (1-2,2 dolar/kilogram), tabi olmasına karar verildi.

Ticaret Bakanı Muş: 2022 yılı için 250 milyar dolar ihracat hedefine ulaşacağımızdan eminiz
İstanbul

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 29. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları ödül töreni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, burada yaptığı konuşmada, 2021’de salgının etkilerinin azalmasıyla birlikte güçlenen küresel talep, tedarik zinciri aksaklıklarındaki kısmi iyileşmeler, kısıtlamaların gevşetilmesi ve yüksek oranda aşılamayla küresel ekonomideki toparlanmanın ivme kazandığını ifade etti.

Ülke için 2021’in ekonomideki çarkların daha hızlı dönmeye başladığı, büyümede ve ihracatta pek çok ülkeye kıyasla çok daha etkin bir performansın sergilendiği, adeta bir rekorlar yılı olduğunu vurgulayan Muş, ekonominin 2021’de yüzde 11 oranında büyüme kaydederek, son 10 yılın en güçlü büyüme hızına ulaştığını söyledi.

Muş, bu büyüme oranına net ihracatın 4,9 puan pozitif katkı sağladığını dile getirerek, “Bununla birlikte ihracatımız, dünya ihracatı içerisindeki payını Cumhuriyet tarihinde ilk defa geçtiğimiz yıl yüzde 1’in üzerine çıkarmıştır. Böylece 2021 yılında yüzde 32,8 artışla 225 milyar dolar olarak gerçekleşen ihracatımız, bir yandan ülkemizin büyümesinin itici gücü olurken diğer taraftan ülkemizin küresel ekonomideki rekabet gücünü artırmıştır.” diye konuştu.

Bu yıl da ekonomideki ivmelenmenin sürdüğünü, 2022’nin birinci çeyreğinde dengeli ve kapsayıcı büyüme performansı devam ederken, yüzde 7,3 oranında büyüme kaydedildiğini aktaran Muş, şunları kaydetti:

“Söz konusu büyümenin yaklaşık yarısının ihracat kaynaklı gerçekleşmiş olması önemlidir. Yine, net ihracatımızın ilk çeyrek büyümemize 3,5 yüzde puan katkı sağladığı görülmektedir. Benzer şekilde, ihracatımız 2021 yılı performansının ardından 2022 yılının ilk 5 ayında da güçlü seyrini sürdürmektedir. Türkiye, 2022 yılının ilk 5 ayının tamamında aylık olarak en yüksek ihracat değerlerine ulaşmıştır. İhracattaki başarılı performansımızın esas nedeni, Türkiye’deki güçlü üretim kapasitesi ile ihracatçı firmalarımızın dinamik ve esnek bir yapıya sahip olmasıdır. Bu güç ve dinamizmin de katkısıyla son 12 aylık ihracatımız 243 milyar dolar düzeyini yakalamış durumdadır. Bu doğrultuda, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2022 yılı için işaret ettiği 250 milyar dolar ihracat hedefine ulaşacağımızdan eminiz.”

“Hizmet ihracatımız, 2021’de 58,2 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır”

İhracattaki artışı ve gelişimi sürdürmek için mal ihracatının yanı sıra hizmet ihracatına da büyük önem verdiklerini vurgulayan Muş, “Net döviz girdisi sağlaması; istihdam kaynağı olması ve yarattığı çarpan etkisiyle mal ihracatına destek olması bakımından hizmetler sektörü, Türk ekonomisinin adeta göz bebeğidir. Dünyanın dört bir köşesine artık sadece ürünlerimiz değil, müteahhitlik hizmetlerimiz, yazılımlarımız, dizilerimiz, sinema filmlerimiz, sağlık hizmetlerimiz ve kültür unsurlarımız da ihraç ediliyor. Türkiye olarak son 20 yılda mal ihracatında olduğu gibi hizmet ihracatında da büyük mesafe katettik. 2002 yılında 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımız, 2021 yılında 58,2 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır.” şeklinde konuştu.

Mehmet Muş, Türkiye’nin ürettiğini, yatırım yaptığını, istihdam yarattığını ve ihracat odaklı büyüdüğünü ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bizler de ihracatımızı daha rekabetçi hale getirmek üzere bir yandan geleneksel ürün ve pazarlarımıza yönelik çalışmalarımızı sürdürürken diğer taraftan da yeni ürün ve pazar arayışlarına yöneliyoruz. Bu doğrultuda, mevcut pazarlarımızın yanı sıra ihracatımıza yeni pazarlar kazandırmak ve dünya ticaretindeki konumumuzu güçlendirmek amacıyla çalışmalarına başladığımız ‘Uzak Ülkeler Stratejisi’ni tamamlamış bulunmaktayız. Hazırladığımız bu stratejiyle uzak coğrafyalardaki 18 ülkeye 2018-2020 ortalaması yaklaşık 20 milyar dolar olan ihracatımızı 4 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Kısa bir zaman içerisinde Uzak Ülkeler Stratejimizin detaylarını kamuoyuyla paylaşacağız. Bunun yanı sıra ihracatçılarımıza hazırlık aşamasından pazarlamaya, tanıtımdan pazarda tutundurmaya, tasarım ve markalaşmadan yurt dışı dağıtım kanalları kurmaya kadar, kısacası ihracatın her adımına yönelik güncel destekler sunuyoruz. Buna ilaveten, önümüzdeki dönemde ülkemizin kalkınma hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir ihracat artışını hedefleyen yeni nesil destekler kurgulamaktayız. Yeni nesil desteklerimiz ile ihracatçı sayımızı daha da artırmayı, ihracatçılarımızı kur riskinden korumayı, e-ihracatın yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz.”

“Heal in Türkiye’ portalının ilk faz çalışmasını tamamladık”

Bakanlık olarak mal ihracatının yanı sıra hizmet ihracatına yönelik mevcut destekleri gözden geçirdiklerini belirten Muş, bu kapsamda, güncel gelişmelere uyum sağlayan, kapsamlı, yenilikçi ve esnek bir “Hizmet İhracatı Destek Program Paketi” oluşturduklarını aktardı.

Muş, yurt dışı lojistik dağıtım ağlarının bir an önce faaliyete geçmesini teminen gerekli mevzuat çalışmasını tamamladıklarını, duyurularını yaptıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

“Sağlık hizmetleri ihracatına ve ülkemiz sağlık hizmetlerinin tanıtımına büyük katkı sağlayacağını değerlendirdiğimiz ‘Heal in Türkiye’ portalının ilk faz çalışmasını tamamladık ve tanıtımını geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdik. İhracatçılarımızın finansmana erişim imkanlarını genişletmek, desteklemek ve kolaylaştırmak için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. TİM ile Türk Eximbank’ın öz kaynaklarıyla kurulan ve 61 İhracatçı Birliğimizin ortaklığıyla sermaye yapısı güçlendirilen İGE AŞ, geçtiğimiz mart ayında faaliyete başladı. Bu kapsamda, 1 Haziran 2022 itibarıyla İGE AŞ 1,9 milyar değerinde kefalet sağlamıştır. 2022 yılında ihracat hedefimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği 250 milyar dolardır. Bu hedef, Türk üretici ve ihracatçılarının başarılarıyla adım adım yaklaştığımız bir aşamadır. Böylesi bir hedefimizin olması, bizleri daha çok katma değer yaratmak üzere ciddi manada motive etmektedir. İnşallah, başarılarımız bu yıl olduğu gibi ilerleyen yıllarda da çoğalarak devam edecektir. Her geçen gün ihracatçı sayımızı artırmak, mevcut ihracatçılarımızı daha kurumsal hale getirmek için bizler, her türlü gayreti sergilemeye devam edeceğiz. İhracat fikrinin akla düştüğü ilk andan başlayarak küresel marka oluncaya kadarki tüm süreçlerde sizlerin her daim yanındayız.”

Bakan Muş, TİM seçimlerin hayırlı olmasını temenni ederek sözlerini tamamladı.

Ticaret Bakanı Mehmet Muş’tan DTÖ’de reform yapılması çağrısı
Geneve

DTÖ‘nün Cenevre merkezinde düzenlenen 12’nci Bakanlar Konferansındaki konuşmasında Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kovid-19 sonrası küresel ekonomik kalkınma, küresel gıda krizi ve DTÖ reformu gündemlerine değindi.

Muş, 11’inci Bakanlar Konferansından bu yana dünyanın eşsiz zorluklara şahitlik ettiğini anımsatarak, “Küresel salgın sadece sağlık hizmetlerimizi değil aynı zamanda küresel ekonomi ile ticari ve sosyal sistemimizi derinden etkiledi. Küresel ticaret ve büyümede ciddi düşüşler gözlemlendi.” dedi.

“Önleyici tedbirler sayesinde güçlü toparlandık”

Kovid-19’un ilk zamanlarda her ülke gibi Türkiye’yi de ekonomik olarak olumsuz etkilediğini kaydeden Muş, “Önleyici ekonomik ve sosyal politikalar sayesinde Türkiye geçen yıl yüzde 11, bu yılın ilk çeyreğinde de yüzde 7,3’lük büyümeyle güçlü bir toparlanmayı başardı.” değerlendirmesinde bulundu.

Muş, Kovid-19 ve bölgesel gerilimlerin beklenmedik sonuçlarının küresel bir ekonomik bunalıma yol açtığını belirterek, “Mevcut gerileme karşısında küresel değer ve tedarik zincirlerinin etkililiği ve güvenliği yeniden ele alınmalıdır. Gıda ve tıp gibi belli başlı hayati önem taşıyan sektörlerde stratejik özerkliğin önemi yeniden keşfedilmektedir.” ifadesini kullandı.

Bu zorlukların aynı zamanda küresel alanda ekonomi ve ticaret yönetiminin öneminin göstergesi olduğuna dikkati çeken Muş, “Küresel sorunlar küresel çözümler gerektirmektedir. Bu yüzden tıbbi ve jeopolitik krizlerin küresel bir ekonomi ve gıda krizine dönüşmesinin önüne geçmek için birlikte çalışmalıyız.” dedi.

“Kapsayıcı bir reform sürecini acilen başlatmalıyız”

Muş, mevcut küresel sorunların çözülebilmesi için DTÖ’nün merkezde olduğu, kurallara dayalı, serbest, öngörülebilir, adil ve kapsayıcı bir çok yönlü ticari sistemin benimsenmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Türkiye olarak DTÖ’nün reforma gitmesinin uzun süredir beklenen ve salgın sonrası dönemin en önemli gündemlerinden biri olduğuna inanıyoruz. Belirgin hedef ve somut çalışma planlarının olduğu kapsayıcı ve dengeli bir reform sürecini acilen başlatmalıyız.” çağrısında bulundu.

DTÖ’nün mevcut Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması ve Temyiz Organının işlevsizliğinin kabul edilemez olduğunun altını çizen Muş, reform gündeminde bu organların yapısının değiştirilmesine öncelik verilmesi gerektiğini belirtti.

DTÖ daha etkili çözümler sunmalı

Muş, bir diğer reform gündemi olarak DTÖ kanunnamesinin bugünün küresel ticari şartlarına göre güncellenmesi, son olarak da DTÖ’nün zorlayıcı küresel sorunlara daha etkili çözümler sunması gerektiğini açıkladı.

12. Bakanlar Konferansında Kovid-19 ve sonrası döneme ait daha etkili mücadele kararları beklediğini belirten Bakan Muş, “Aşılar için fikri mülkiyet hakkından feragat edilmesi, bu süreçte DTÖ’nün rolünü daha önemli hale getirecektir.” dedi.

Muş, katılımcı ülkelere küresel tarım ticareti akışının daha düzgün ve sorunsuz hale gelmesi için çaba sarf etme çağrısında bulundu.

Son yılların en önemli toplantısı

Konferansta, DTÖ üyesi ülkelerin bakanları tarafından Örgütün Kovid-19 salgını ve etkileriyle mücadeledeki rolü, tarım, gıda krizi, Ukrayna’daki savaş, balıkçılık sübvansiyonları ile Örgütün reformu konuları ele alınacak.

Örgütün son dört buçuk yıldaki en önemli etkinliği olarak gösterilen konferansa, DTÖ üyesi 164 ülkeden yaklaşık 100 bakanın katılacağı açıklandı.

15 Haziran’da sona erecek konferansta Türkiye’yi Ticaret Bakanı Mehmet Muş temsil ediyor.

Bakan Muş, ayrıca farklı ülkelerden mevkidaşlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirecek.