Geyve kirazında bu sezon 10 bin ton rekolte bekleniyor
Sakarya

Geyve’de geçimini kirazdan sağlayan üreticiler, sabahın erken saatlerinde bahçelerinde meyve toplama mesaisine başlıyor.

Gün boyu dikkatle toplanan kirazlar, özenle kasalara yerleştirildikten sonra Safibey Ürün Toplama Merkezi ile Alifuatpaşa’daki pazara getirilerek tüccarlara ve tüketicilere ulaştırılıyor.

İlçede 10 bin ton kiraz rekoltesi bekleniyor.

Geyve Ziraat Odası Başkanı Süleyman Pınar, AA muhabirine, ilçede meyveciliğin ön planda olduğunu, ayva, üzüm, elma ve kirazın bu ürünlerin başında geldiğini söyledi.

11 bin 500 dekarlık bahçeden geçen yıl yaklaşık 10 bin ton kiraz hasat edildiğini belirten Pınar, “Bu yıl girdiler çok yüksek, çiftçi bundan muzdarip ama bunun yanında kiraz fiyatları da çiftçiyi memnun edecek şekilde. Şu andaki fiyatlar çiftçimizi bir nebze olsun rahatlattı.” dedi.

Pınar, Napolyon kirazının kilogramının 15-18 lira arasında değiştiğini söyledi.

“Kiraz kalitesinden memnunuz”

Büyük Saraçlı Mahallesi’ndeki kiraz üreticisi Muammer Yüksel de 15 dönüm bahçeden 8 ton kiraz topladığını söyledi.

Meyve kalitesinin iyi olduğunu vurgulayan Yüksel, “Fiyatlar bugünün şartlarında normal ama girdi maliyetleri de yükseldi, yine de buna şükür. Mahallenin gelir kaynağı kirazdır. Kirazın yanı sıra elma, ayva da yetiştirilir. Şu anda kiraz kalitesinden memnunuz, bugünün şartlarında fiyatlar da iyi, kendimizi kurtaracak şekilde ve tatmin ediyor. Rekoltemiz de gayet güzel, çiftçimizin de yüzü gülüyor.” ifadelerini kullandı.

Kirazın sofralara kolay gelmediğini dile getiren üretici Mustafa Yüksel ise meyvenin dalında çok beklemesi durumunda çürüyebileceğini, bu nedenle hasadının çok çabuk yapılması gerektiğini kaydetti.

Sabah erken saatte işçilerle, kalabalık aileyle bahçeye gidip kiraz topladıklarını anlatan Yüksel, “Öğlen sıcakta toplanmıyor çünkü öğle sıcağında kiraz yere düşüyor. Akşama kadar toplama devam ediyor. Ara verdiğimiz öğle saatlerinde de Safibey pazarına satışa geliyoruz. Genelde İstanbul, İzmit ve Adapazarı, nadiren de Zonguldak’a gönderiyoruz. Bazen istek üzerine Sakarya merkeze direkt bahçeden toplayıp ulaştırıyoruz.” diye konuştu.

Kiraz toplayan Kibariye Akkuş da akşama kadar çalışıp günde 150 lira yevmiye kazandıklarını söyledi.

İslamköylüler Süleyman Demirel ile anılarını anlattı
Isparta

Isparta’nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy sakinleri Türkiye siyasetinde “Baba” olarak anılan, hemşerileri 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile ilgili anılarını AA muhabirine anlattı.

Renkli kişiliği ve esprili söylemleriyle Türkiye siyasetinin sevilen simalarından olan ve 17 Haziran 2015’te hayata gözlerini kapayan Süleyman Demirel, ölümünün yedinci yılında anılıyor.

Demirel’in vefatından 1 yıl önce açılışını bizzat yaptığı, başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde biriktirdiği binlerce materyal, çeşitli tarihlerde çekilen fotoğrafları, bal mumundan yapılan heykeli, siyasi geçmişinin önemli gazete manşetleri, smokini, imzaladığı belgeler gibi objelerin bulunduğu Süleyman Demirel Kalkınma ve Demokrasi Müzesini, her yıl binlerce kişi ziyaret ediyor.

Yakın demokrasi tarihine adeta yolculuğa çıkaran müzede 46 bin kitap, 42 bin gazete ve dergi, 6 milyon belge, 8 bin hediyelik eşya, 4 bin tablo, 6 bin videoteyp kaset, 126 bin fotoğraf, halı kilim ve giysiler yer alıyor.

Demirel, her yıl 17 Haziran’da İslamköy’deki Çalcatepe mevkisinde bulunan anıt mezarında törenle anılıyor.

Müze Müdürü Osman Siviloğlu, AA muhabirine, Demirel’in siyasi hayatı boyunca 6 milyon 300 bin eser biriktirdiğini söyledi.

Müzeye bakıldığında Demirel’in sadece siyasetçi değil, arşivci düşüncede bir devlet adamı olduğunu vurgulayan Siviloğlu, Demirel’in müzeyle ilgili “Bu müze, benim icatlarımı göstersin diye düşünüldü ama ben de bu müzeyi Türkiye’nin cumhuriyet savcısı olsun diye yaptım. Bu müze hem cumhuriyet savcısı hem de savaş müzesi durumundadır.” dediğini aktardı.

Siviloğlu, “Neden?” diye sorduğunda, Demirel’in “Bu müze, 1950 yılı başlarında, ‘Türkiye’nin ne durumda olduğunu, nesi var, nesi yok?’ onu gösteren, ülkenin o tarihlerden bu güne nasıl değiştiğini anlatan bir müze.” cevabını verdiğini aktardı.

Hasta olan çocuk için imkanlarını seferber etti

İslamköy’de 2014-2019 yıllarında muhtarlık yapan Ali Duman ise görevi süresince Demirel’le her 15 günde bir telefonla görüştüğünü belirtti.

Demirel’e köyün sıkıntılarını aktarmaktan mutluluk duyduğunu belirten Duman, “Vatandaşlarımızdan birisinin çocuğu çok hastaydı. Annesi babası çaresiz kaldı. O anda Demirel aramış bulundu. Biz de vatandaşımızın derdini naklettik. Bizi Ankara’ya davet etti. Ankara’da hastamızı muayene ettirdi. Bütün imkanlarını seferber etti. Sonunda çocuğumuzu ameliyat ettirdik. Şuan bu çocuğumuz diğer çocuklar gibi oynayıp gülebiliyor.” ifadesini kullandı.

“Köyümüzden böyle bir lider çıktığı için çok mutluyuz”

Demirel’in halkını çok sevdiğini belirten Duman şöyle devam etti:

“Vatandaşı için canını feda edecek kadar güzel bir liderimizdi. Köyümüzden Demirel gibi bir lider çıktığı için çok mutluyuz. Allah razı olsun kendisinden, nur içinde yatsın. Bizim için o ölmedi. Bizim köyümüzde ve kalbimizde yaşayan bir lider. Köyümüze sağ olsun suyumuzu getirdi. İslamköy ekmeğini çok severdi. Haftada 10 tane, ya belediye başkanı ya da kardeşinin vasıtasıyla gönderirdik. Bazen de ‘Köyümün tarhanasından gönderin bakalım.’ derdi. Demirel, devletimizin yetiştirmiş olduğu en büyük bir liderdir. Hizmetleriyle barajlarıyla ülkemize çok büyük katkılarda bulunmuştu. Halkın sevgilisi, güvendiği bir lideriydi.”

“İslamköy ovası onun sayesinde suya kavuştu”

Köylülerden Fevzi İşler de Demirel’in çok iyi bir devlet adamı ve lider olduğunu ifade etti.

Demirel’in, her 2-3 yılda bir İslamköy’e gelerek köylülerin halini hatırını sorduğunu anlatan İşler, “Çocukken taş çarpması sonucu çenem kırılmıştı. O zamanlar Devlet Su İşleri Genel Müdürü idi. Bizi gittiğimiz otelden aldı. Hastaneye götürdü, tedavimizi yaptırdı tekrar otobüse bindirerek memlekete uğurladı.” diye konuştu.

İslamköylü emekli öğretmen Ekrem Zeki Çiftçi ise köyde tarım yapılabilmesinde Demirel’in katkısının büyük olduğunu belirterek “1974’lü yıllarda İslamköy ovası onun sayesinde suya kavuştu.” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: 362 bin insanı insanlığa uygun bir şekilde gönderdik
TBMM

Ege Denizi’ndeki Geri İtmeler ve Boğulan İnsan Hakları Raporu’nun açıklandığı TBMM’deki programda konuşan Soylu, son günlerde göç konusunun her gün gündemde olduğunu söyledi.

Afganistan’daki savaşın, Pakistan’daki yokluğun, Filistin’deki insanlık katliamının, Suriye’nin ve Irak’ın PKK, PYD, DEAŞ tarafından örselenmesinin sebebinin Türkiye olmadığını belirten Soylu, “Evrensel hukuk kurallarını ortaya koyan efendiler, Suriye’de gerçekleşenlere, evlatlarını kimyasal bombaların altında arayanlara, annelerini, babalarını kaybedenlere niçin çare olmazlar?” diye sordu.

Yunanistan’ı göçmenler ve geri itme konusunda eleştiren Soylu, “Avrupa Birliği (AB) Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansının Frontex diye bir kurumu var. Frontex yeni bir engizisyondur, Batı’nın yüz karasıdır. Bu kurumu kapatmadıkça o karar Batı’nın bütün ülkelerine bulaşacaktır. Bu kurumun başındaki kişinin atılması için elimizden gelen bütün gayreti gösterdik ve başardık çünkü bu katliamların sorumlusudur. Göz yummuştur.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 2011 yılından itibaren ölümden kaçanlara sınırlarını açtığını anımsatan Soylu, “O insanlara Türkiye sahip çıktı. 2011’den itibaren planlanmamış hiçbir adım atmadık. Sınırlarımıza gelenlerin kayıtlarını aldık. Bütün sağlıkla ilgili adımlarımızın tamamını gerçekleştirdik. Batıda hiçbir kimsenin aklına gelmeyen her şeyi tam da medeniyetimize, dinimize, milliyetimize, inancımıza ve bu coğrafyaya uygun gerçekleştirdik.” sözlerini sarf etti.

Soylu, Türkiye’nin kendisine sığınanlara sahip çıktığını dile getirerek “Türkiye’de 700 bin çocuk doğdu, doğru. Doğmasaydı ne olacaktı bu çocuklar? Ölecekler veya öldürüleceklerdi. Biz millet olarak gelecek neslimize çok önemli bir miras ve emanet bırakıyoruz. Soysuzlar ne ortaya koyarlarsa koysunlar, biz gereğini yapıyoruz, gereğini yapmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

“Bu insanların hakkını onlarda bırakmayacağız”

Türkiye’nin AB ile 18 Mart’ta imzaladığı mutabakata uyduğunu, gereken her şeyi yaptığını vurgulayan Soylu, AB’nin mutabakata göre üzerine düşeni yerine getirmediğini söyledi. Soylu, 2020, 2021, 2022’de Batı’ya gitmeye çalışan 45 bin insanın geri itildiğini, bazılarının botunun batırıldığını, bazılarına plastik mermiyle ateş edildiğini, bazılarının ise plastik kelepçelerle ellerinin bağlanarak denizin ortasına bırakıldığını anlattı. Batı’nın bu insanlık dışı manzaralara karşı sessiz kaldığını dile getiren Soylu, şöyle devam etti:

“Bunlardan bir tanesini biz yapmış olsaydık, bizi çarmıha gererlerdi. Biz insan bir milletiz. Hiçbir zaman bu hassasiyetimizi unutmamamız gerekiyor. 18 Mart mutabakatında, ‘Gümrük Birliğini genişleteceğiz’, ‘Yeniden fasıllar açacağız’, “Vize serbestisi getireceğiz” dediler, yapmadılar. Bu insanların hakkını onlarda bırakmayacağız.”

“Çözümü insanları iterek, öldürerek bulmuşlar”

Geri itmelerin kaynağına değinen Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Müracaat edenler, gelenler ve tespit ettiklerinizden uluslararası korumaya, ilticaya başvuranları varsa bunları bize gönderemezsiniz. Onları siz kendiniz uluslararası kurallar çerçevesinde değerlendireceksiniz. 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020’de toplam 3 bin 746 kişi ancak tespit edilebildi. Ne zaman insanlık dışı davranışlar başladı; Yunanistan’daki muhatabımıza dedim ki ‘Biz artık sizin bize gönderdiklerinizi almayız. Ne zaman bunu durdurursanız, ne zaman insanlara yaptığınız işkenceye son verirseniz, döner alırız.’ 1,5 yıldır kimseyi almıyoruz çünkü oraya başvuranların kayıtlarını uluslararası korumaya başvurmasını engelleyebilmek için almıyorlar. Bu kadar basit ve net. Çözümü nasıl bulmuşlar? Çözümü insanları iterek, çözümü insanları öldürerek, çözümü insanları korkutarak, bir şekilde oraya gelmesini engellemek üzere bulmuşlar.”

İçişleri Bakanı Soylu, Türkiye’de şu anda kayıtlı 3 milyon 700 binin üzerinde Suriyeli olduğuna işaret etti. Türkiye’de geçici koruma statüsünde ve uluslararası korumaya başvurmuş 4 milyon 100 bin civarında insan bulunduğunu anlatan Soylu, “Türkiye, 2011 yılının başından itibaren bir göç politikasıyla sorumluluğunu, insaniliğini bilen, İslami değerlerin kendisine emrettiği hükümlere, milliyetine, maneviyatına uygun bir şekilde çabalarını devam ettirmektedir.” diye konuştu.

Soylu, geri gönderilen yabancı sayısına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“2016 yılından, 15 Temmuz’dan itibaren Afganistan, Pakistan ve Afrika başta olmak üzere kimseyi incitmeden, uluslararası kurallara, uluslararası sözleşmelere göre, o ülkelerle anlaşma yaparak gönderdiğimiz insan sayısı 335 bin, 28 bini de terke davet ettik, onlar da gittiler. 362 bin insanı biz insanlığa uygun bir şekilde gönderdik. Yunanistan bunu yapabilir, Avrupa Yunanistan’ı bunu yapmaya davet edebilir. Neden davet etmiyorlar? Biz bu kavgada insanlık tarafındayız, hak, hukuk tarafındayız.”

“Farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz”

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ise Kamu Denetçiliği Kurumunun bir hak arama kurumu olduğunu, hazırladığı raporlarla geniş hak kitlelerini ilgilendiren konularda kamuoyunda farkındalık oluşturmaya çalıştığını söyledi.

Göçmenlerin yaşadığı sıkıntılara değinen Malkoç, “Biz bu çalışmayı yaparken insan adına, insan onuru adına utanılacak ne varsa yaşanıldığını gördük. Ege’de Yunanlı görevliler sadece mültecileri geri itmiyor, insanlığı da geri itiyorlar. Ege’de insanlığın boğulduğunu gördük. Yunan yetkililer tasarlayarak işliyorlar bu suçları. Dünyanın gözünün içine baka baka yapıyorlar bunları. Daha acısı ve vahimi medeniyetinin insan hakları, hukuk ve demokrasi üzerine yükseldiğini iddia eden Frontex, Yunanlıların bu olaylarına çoğu zaman göz yummakta veya bilerek ve kasıtlı olarak suç ortağı olmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Raporu hazırlarken birçok ilde incelemelerde bulunduklarını, geri gönderme merkezindeki mağdurlarla yüz yüze konuştuklarını, birçok kurum ve kuruluşla, sivil toplum kuruluşuyla görüştüklerini kaydeden Malkoç, “Bu raporla yapılan haksızlıkları ve hukuksuzlukları tespit, kayıt ve tarihe not edelim istedik. İkinci hedefimiz ise suçluları delilleriyle tespit etmek ve bunları belgelemek idi.” diye konuştu.

İslamköy’den devletin zirvesine
Ankara

Isparta’nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy’de doğan, 7 kez başbakanlık görevinin ardından 16 Mayıs 1993’te Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı seçilen Süleyman Demirel’in vefatının üzerinden 7 yıl geçti.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 1924’te doğan Demirel, ilköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi ise Isparta ve Afyonkarahisar’da tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Fakültesinden Şubat 1949’da mezun olan Demirel, 1950’de Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nde memuriyete başladı.

Süleyman Demirel, 1948’de “Bir elmanın iki yarısıyız.” dediği, babası Hacı Yahya Demirel’in yeğeninin kızı Nazmiye Demirel ile evlendi.

Elektrik İşleri Etüt İdaresince sulama ve elektrik konularında araştırma yapmak üzere ABD’ye gönderilen Süleyman Demirel, Türkiye’ye döndükten sonra 1953’te Seyhan Barajı inşaatında proje mühendisi olarak görev yaptı. Başarılı çalışmalarıyla Başbakan Adnan Menderes’in dikkatini çeken Demirel, 1954’te DSİ Genel Müdürlüğünde Barajlar Dairesi Başkanlığına, 1955’te ise DSİ Genel Müdürlüğü görevine atandı.

Eisenhower Vakfının bursiyeri olarak yeniden ABD’ye giden Demirel, yurda dönüp askerliğini yapmak üzere 1960’ta Genel Müdürlük görevinden ayrıldı. 1962-1964 arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalışan Demirel, Orta Doğu Teknik Üniversitesinde (ODTÜ) inşaat mühendisliği alanında dersler verdi. Boğaziçi Köprüsü’nün 1954’teki ilk projesini hazırlayan, ABD’nin uluslararası mühendislik ve müteahhitlik firması Morrison Knudsen’in Türkiye temsilciliğini üstlenen Demirel, bu görevinden dolayı bir dönem “Morrison Süleyman” olarak da anıldı.

Siyasi yaşamı GİK üyeliğiyle başladı

Süleyman Demirel’in, yarım asra yakın süren siyasi yaşamı 1962’de, Adalet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) üyeliğiyle başladı. Demirel, 28 Kasım 1964’te Adalet Partisine Genel Başkan seçilmesinin ardından, kurulmasını sağladığı ve Şubat-Ekim 1965’te görev yapan koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı görevini üstlendi.

Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) 10 Ekim 1965 genel seçimleri sonrası Isparta Milletvekili olarak giren Demirel, seçimlerde Adalet Partisinin tek başına iktidar olması üzerine Türkiye’nin 12. Başbakanı oldu.

Süleyman Demirel, 4 yıl süren bu hükümetten sonra 1969, 1970, 1975, 1977 ve 1979’da 5 kez daha hükümet kurdu.

9. Cumhurbaşkanı seçildi

Süleyman Demirel, 12 Eylül 1980’deki askeri müdahale sonucu görevden uzaklaştırıldı ve 7 yıl yasaklı olarak siyaset dışı kaldı. 6 Eylül 1987’de yapılan halk oylamasıyla siyasi yasaklar kaldırılınca Demirel, 24 Eylül 1987’de Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanlığına seçildi.

29 Kasım 1987’de yapılan genel seçimlerde, Isparta Milletvekili olarak yeniden TBMM’ye giren Demirel, 20 Ekim 1991’deki seçimler sonrasında Doğru Yol Partisi ile Sosyaldemokrat Halkçı Partinin (SHP) oluşturduğu 49. Hükümet’te başbakan olarak görev aldı.

TBMM tarafından 16 Mayıs 1993’te 9. Cumhurbaşkanı seçilen Demirel, 16 Mayıs 2000’de görev süresini tamamladı. Kendi deyimiyle 6 kez hükümetten giderken, 7 kez de hükümet kurmayı başaran Demirel, 30 yaşında genel müdür, 40 yaşında parti genel başkanı, bir yıl sonra da başbakan oldu.

Türk siyasetine damga vuran sözler

Demirel, 7 yıllık görev süresinde Çankaya Köşkü’nde sayısız kabul gerçekleştirdi, 125 ülkeye gitti, yabancı devlet başkanlarını Türkiye’de ağırladı, çok sayıda ili ziyaret etti.

“Gaptırmam” dediği fötr şapkasıyla bütünleşen Demirel, Türk siyasetine unutulmaz sözler kazandırdı. “Binaenaleyh” denildiğinde akla gelen tek isim olan Demirel’in, “Memlekette benzin vardı da biz mi içtik?”, “Elektriğin komünisti olur mu?”, “Dün dündür, bugün bugündür.”, “Yürümekle sokaklar eskimez.” sözleri de siyasi tarihin unutulmazları arasına girdi.

Süleyman Demirel, 65 yıllık hayat arkadaşı Nazmiye Demirel’i, 27 Mayıs 2013’te kaybetti.

Ankara’da, 17 Haziran 2015’te 91 yaşında hayata gözlerini yuman Demirel’in, siyasi hayatı boyunca okuduğu kitaplar, fotoğrafları ve kullandığı eşyalar, doğduğu İslamköy’de açılan Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi’nde sergileniyor.

İçişleri Bakanı Soylu’dan Bursa ve Kadıköy’deki izinsiz yürüyüşlere ilişkin paylaşım
Ankara

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, terörist cenazesine de terörist başı için yürümek isteyene de müsaade etmeyeceklerini bildirdi.

Kadıköy’den gitmek isteyip direnenler gözaltında…

Polisimize yumruk atan terörist bozuntusunun ismi, HDP Milletvekili Saliha Aydemir.

Gerekli suç duyurusu yapılıyor. Kılıçdaroğlu, müsebbibi sensin… https://t.co/GPYerfjw23 pic.twitter.com/ZQ3iZPhaFl

— Süleyman Soylu (@suleymansoylu) June 12, 2022

“Bugün, terörist başı, bebek katiliyle ilgili yürüyüş için Bursa Gemlik’e; içinde PKK’nın emir eri sözde milletvekilleri dahil birçok yerden gitmek isteyenlere hiçbir yerde elbette müsaade etmedik.” ifadesini kullanan Soylu, Kadıköy’den gitmek isteyip direnenlerin gözaltına alındığını kaydetti.

“Gerekli suç duyurusu yapılıyor”

Soylu, paylaşımında, “Polisimize yumruk atan terörist bozuntusunun ismi, HDP Milletvekili Saliha Aydemir. Gerekli suç duyurusu yapılıyor. Kılıçdaroğlu, müsebbibi sensin.” ifadelerine yer verdi.

Eren Abluka-2 Operasyonu’nda 4 terörist etkisiz hale getirildi
Ankara

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Hakkari İl Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma Özel Harekat ve Jandarma komando birliklerince başlatılan hava destekli Eren Abluka-2 Operasyonu kapsamında, Hakkari’nin Kavaklı kırsalında 4 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yerleri istihbarat, İHA ve keşif/gözetlemeyle belirlenen teröristlerin hava destekli operasyonla etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanı Soylu, Tatlar Deresi’nde incelemelerde bulundu
Ankara

Bakan Soylu, başkentte etkili olan sağanak nedeniyle taşan Tatlar Deresi bölgesinde arama çalışmalarını yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.

İncelemelerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Soylu, Ankara Valiliğince sağanak konusunda uyarılar yapıldığını, Türkiye’nin farklı noktalarında da yoğun yağışlarla karşı karşıya kalındığını vurguladı.

Van’dan gece yarısına doğru Ankara’ya geldiğini aktaran Soylu, sel nedeniyle bir kişinin yaşamını kaybettiği, ayrıca aracıyla birlikte selde sürüklenen bir başka kişinin de kaybolduğu bilgisinin ulaştığını anımsattı.

Bakan Soylu, araçların şu an derenin içerisinden çıkarıldığını, kaybolan kişiyi arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini belirterek, “Akşam itibarıyla dere boyunca ekiplerimiz arama kurtarma çalışmalarını yürütecek. Sabah 08.00’den itibaren üç sektörde arama kurtarma çalışmaları devam edecek. Balık adamlarımız, arama kurtarma ekiplerimiz, JAK’tan sivil toplum örgütlerimize kadar tüm ekipler buradalar. İnanıyorum ki arama kurtarma çalışmalarımız neticesinde sonuç alabileceğiz, umudumuz budur.” diye konuştu.

Aynı zamanda hasar ve zarar tespiti çalışmalarının da yapılacağını belirten Soylu, Ankara Valiliğinin bu çalışmalara başladığını, 1-2 gün içinde bir tespitin ortaya çıkmasının beklendiğini vurguladı.

İçişleri Bakanı Soylu, şunları kaydetti:

“Bu bölge bir vadi, daha önce de bu tip risklerle karşı karşıya kalmış. Ona yönelik gün ışığında Sayın Valimiz, AFAD Başkanımızın koordinasyonunda DSİ, ilgili belediyeler de dahil olmak üzere bir tespit yapılacak. Yani bir daha böyle bir afet olduğunda, taşkının nereden kaynaklandığını, nerede hep birlikte önlem alabileceğimiz konusunu değerlendirecekler.”

Soylu, hayatını kaybeden İlkay Yiğit için başsağlığı, selden etkilenenlere de geçmiş olsun dileklerini iletti.