Diyarbakır’da PKK’nın Ape Musa gücü olarak bilinen sözde güçten 2 teröristi etkisiz hale g
Ankara

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sahil Güvenlik Komutanlığının 40. kuruluş yıl dönümünü kutlarken Diyarbakır’dan, jandarmadan bir mesaj daha geldiğini belirterek, “PKK‘nın Ape Musa gücü olarak bildiğimiz, orada sözde o güçten 2 teröristi, bir sığınakta hem de göğüs göğse çatışmayla etkisiz hale arkadaşlarımız getirmişler.” dedi.

Soylu, Sahil Güvenlik Komutanlığının kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi denizciliği milli bir ülkü olarak takip etmeye ve Cumhuriyet’in ikinci yüz yılında daha da yükseğe taşımaya devam edeceklerini söyledi.

Gelecek yıl Cumhuriyet’in birinci asrından ikinci asrına geçeceklerine dikkati çeken Soylu, “Biz bu nesiller olarak bunu tarihte yaşayan, tarihte gören, görecek olan nesiller olarak hem devralan hem de Cumhuriyet’in ikinci asrına devreden sorumluluğunu birlikte yaşayacağız.” ifadesini kullandı.

İçişleri Bakanı Soylu, şunları kaydetti:

“Çocuklarımızın bugün aldığı karneler gibi, Cumhuriyet’imizin birinci asrının karnesini en güzel şekilde Cumhuriyet’in ikinci asrına taşıma sorumluluğunu yerine getireceğimize inanıyorum. Gelecek nesillere daha güçlü, daha büyük, etrafındaki coğrafyaya barış ve umut veren bir anlayışı bir vesileyle ulaştıracağız. Hakikaten karşınızda onur duyan, gurur duyan bir mesai arkadaşınız olarak bulunuyorum. Sizleri tebrik ediyor ve kutluyorum. Biz burada 40’ncı yılımızı kutlarken Diyarbakır’dan, jandarmadan bir mesaj daha geldi. Özellikle PKK’nın Ape Musa gücü olarak bildiğimiz, orada sözde o güçten 2 teröristi, bir sığınakta hem de göğüs göğse çatışmayla etkisiz hale arkadaşlarımız getirmişler. Allah onların ayaklarına taş değdirmesin. Allah onları korusun.

İsveç’ten terör örgütü PKK açıklaması
Stockholm

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Manipüle edildiğine inandığımız mesajlar ve görüntüler sosyal medyada İsveç’in PKK‘yı desteklediğini iddia edilerek dolaşıyor. İlgili tedbirler alınmıştır.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada olayın kötü bir kampanya olduğuna işaret edilirken, şu ifadeler kullanıldı:

“Bu, açık bir şekilde İsveç’in NATO‘ya katılımını engellemek amacıyla kasıtlı ve kötü niyetli bir etki kampanyasıdır. İsveç bir terör örgütü olan PKK’yı açıkça kınamıştır ve İsveç terörün her türlüsünü kınamaktadır. Dışişleri Bakanı Ann Linde, hiçbir zaman PKK’ya destek ifadesinde bulunmadı ve manipüle edilmiş videoyu ve PKK’yı şiddetle reddediyor.”

Türkiye‘nin Stockholm Büyükelçisi Hakkı Emre Yunt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sabah diplomatik polisle yaptığı görüşmede olayı doğruladığını söyledi.

Yunt, “Polis, Stockholm’de Globen Avicii Arena Spor Salonu’ndaki görüntüyü doğruladı. Stockholm’deki tarihi belediye binasına yansıtılan görüntünün de büyük ihtimalle doğru olduğunu belirtti.” dedi.

Terör örgütü YPG/PKK’nın İsveç ile bağlantılı sosyal medya hesaplarında, projeksiyonla terör örgütüne ait sembollerin başkent Stockholm’deki tarihi belediye binasına ve Globen Avicii Arena Spor Salonu’nun tavanına yansıtıldığına dair görüntüler paylaşılmıştı.

Damat ve 9 yakını düğünde “terör örgütü propagandası yaptıkları” iddiasıyla tutuklandı
İstanbul

Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Büro Amirliği ekipleri, 12 Haziran akşamı Çınar Mahallesi Ahmet Arif Caddesi’ndeki Esenyurt Belediyesi Nikah Sarayı’nda yapılan düğünde, PKK elebaşı Abdullah Öcalan ve terör örgütü lehine slogan atarak örgütsel çağrışım içeren bez ve görsellerle halay çeken şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı.

Soruşturma kapsamında, damat Mesut K. ile 9 yakını gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemlerin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen 10 şüpheli tutuklandı. Tutuklanan zanlılardan 3’ünün “terör örgütü üyeliği”nden suç kaydı olduğu öğrenildi.

OPEC: Küresel petrol üretimi mayısta azaldı
Ankara

OPEC aylık petrol piyasası raporuna göre, grubun günlük ham petrol üretimi mayısta bir önceki aya göre 176 bin varil azalarak yaklaşık 28 milyon 51 bin varil oldu.

OPEC’in küresel petrol üretimindeki payı ise yüzde 28,9 olarak kayıtlara geçti. Bu rakam bir önceki ay yüzde 29 seviyesindeydi.

Bu dönemde, OPEC içinde ham petrol üretimi en fazla Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’te arttı. Libya, Nijerya ve Gabon ham petrol üretiminin en fazla gerilediği ülkeler oldu.

Günlük üretim, geçen ay bir önceki aya göre Suudi Arabistan’da 60 bin varil, BAE’de 31 bin varil ve Kuveyt’te 27 bin varil artış gösterdi. Üretim Libya’da 186 bin varil, Nijerya’da 45 bin varil, Gabon’da ise 32 bin varil geriledi.

Aynı dönemde, OPEC dışı ülkelerde günlük petrol üretimi ise 23 bin varil artarak yaklaşık 70 milyon 200 bin varil oldu. Bu rakam geçen yılın aynı dönemindeki seviyenin 1 milyon 700 varil üzerinde gerçekleşti.

Yılın geri kalanında OPEC dışı üretim artışlarının ABD, Brezilya, Kanada, Kazakistan, Guyana ve Çin tarafından geleceği tahmin edildi. Rusya’nın ham petrol üretiminde ise bu yıl günlük 250 bin varil azalma olacağı öngörüldü.

Bu kapsamda, küresel petrol arzı mayısta bir önceki aya göre günlük 150 bin varil azalışla yaklaşık 98 milyon 750 bin varil olarak gerçekleşti.

Küresel petrol talebi öngörüsü değişmedi

OPEC, 2022 yılının çok sayıda belirsizliğe maruz kaldığına işaret ederek küresel petrol talebine yönelik öngörüsünü sabit tuttu ancak yılın ikinci çeyreğinde Çin’de devam eden salgın kısıtlamaları nedeniyle talebin bir miktar azalacağını öngörüyor. Yılın ikinci yarısında ise yaz döneminin başlamasıyla beraber seyahatlerin de artışa geçmesiyle talepte toparlanma olacağı tahmin ediliyor.

Buna göre, OPEC küresel petrol talebinin bu yıl geçen seneye kıyasla günlük bazda 3 milyon 360 bin varil artarak 100 milyon 290 bin varile ulaşması bekleniyor.

OECD bölgesinde ise günlük petrol talebinin geçen yıla oranla 3 milyon 400 bin varil, OECD dışı ülkelerde ise 1 milyon 900 bin varil artacağı öngörüldü.

Terör örgütü PKK kaçırdığı çocukları “savaşçı” olarak kullanıyor
Erbil

Terör örgütünün Türkiye’den olduğu gibi Irak, Suriye ve İran’dan da halk desteği kesildi. Örgüt, özellikle son yıllarda düzenlenen Pençe operasyonları ile ağır darbeler alıyor. Terör örgütünün uğradığı güç kaybı sözde basın organlarına da yansıyor.

Örgüte ait sözde medya kanallarında sürekli gösteri ve protesto çağrısı yapılmasına rağmen buna uyan olmuyor. Irak’ın Erbil kenti sınırlarında örgüt taraftarlarının gösteri yapmasına izin verilmezken, Süleymaniye’de düzenlenen gösterilerin de çok düşük katılımlı olması dikkatleri çekiyor.

Örgüt, yaşadığı kan kaybını çocukları kandırıp “savaştırarak” durdurmaya çalışıyor ancak kaçırdıkları çocukların aileleri seslerini her geçen gün daha fazla yükselterek PKK’nın bu yöndeki arayışlarına da büyük bir set çekiyor.

Evlatları PKK tarafından kaçırılan annelerin, Diyarbakır’da başlayan ve 1000 günü geride bırakan HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önündeki oturma eylemi, örgütün çocukları nasıl istismar ettiğini tüm dünya kamuoyuna gösterdi.

YPG/PKK, “bünyesindeki çocuk savaşçıları serbest bırakmak” için Birleşmiş Milletler (BM) ile anlaşma imzalamasına rağmen çocukları kullanmaya devam ediyor.

YPG/PKK’nın Suriye ve Irak’ta zorla kaçırdığı çocuklar

Suriyeli Kürt aktivistlerden Mohammed Alo, Irak medyasına yaptığı açıklamada, PKK’ya bağlı “Devrimci Gençler” adlı örgütün Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’nde Culya Tarık Dedo adlı kız çocuğunu Berane Bin Malik Okulu’nun önünden kaçırdığını anlattı.

KDP’ye bağlı Gulanmedia’nın haberine göre, İranlı Meryem Hıdır, 13 yaşındaki kızı Esrin Muhammed’in PKK’nın İran kolu olan PJAK tarafından kaçırıldığını ve kızının örgütten kaçmaya çalışırken öldürüldüğünü dile getirdi.

Yine Irak medyasına göre, Temmuz 2019’da PKK Duhok’ta 2 kişiyi kaçırdı ve akıbetleri hala belirsiz.

Rudaw televizyonunun 21 Mayıs’taki haberine göre, Meryem Ferid Muhammed adlı kız çocuğu Aynularab’da (Kobani) 31 Ekim 2021’de terör örgütü tarafından kaçırıldı. Babası Ferid Muhammed, televizyondaki canlı yayına bağlanarak kızının kurtarılmasını istedi.

Öte yandan 14 yaşındaki Şakir Muhammed Hibo’nun Kamışlı’nın Munir Habib Caddesi’nden ve 15 yaşındaki Fehed Abdulrahman’ın da Aynularab’ın (Kobani) sanayi bölgesinden kaçırıldığı açıklandı. Aileler, yerel medyaya konuşarak çocuklarının kurtarılmasını talep etti.

Yine Irak yerel medyasına göre, YPG/PKK, Suriye’de Halep il merkezinde yaşları 9 ve 10 olan Afrinli iki kardeşi silahlı kadrosuna katmak için kaçırdı.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, YPG/PKK’lı teröristler, Halep il merkezinde varlık gösterdikleri Şeyh Maksut Mahallesi’nden 5 Haziran’da Afrin’in Cinderes beldesi doğumlu 9 yaşındaki İbrahim ve 10 yaşındaki Muhammed Şevki Yusuf adlı iki kardeşi kaçırdı.

AA’nın 10 Haziran tarihli haberinde, YPG/PKK’ya yakın sosyal medya hesaplarında paylaşılan görüntüde, Kürt ve Arap asıllı oldukları anlaşılan reşit olmayan 11 çocuğu örgütün silahlı kadrosuna kattığı belirtilmişti.

Görüntülerde, çocukların terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın posteri ile PKK’nın sözde bayrağını taşıdığı görülmüştü.

Suriye Bağımsız Kürt Rabıtası Başkanı Abdülaziz Temmo, 7 Haziran’da AA muhabirine yaptığı açıklamada, YPG/PKK’lı teröristlerin son 6 ayda 10 yaş altı çocukları yoğun olarak kaçırmaya başladığını söylemişti.

Suriye’de sivillere yönelik hak ihlallerini belgeleyen Suriye İnsan Hakları Ağından (SNHR) 1 Nisan’da yapılan yazılı açıklamada, Suriye’de “SDG” adını kullanan YPG/PKK’lı teröristlerin Halep il merkezinde varlık gösterdikleri Şeyh Maksud Mahallesi’nden Rosil Şeyho ve Zahide Koçar adlı 16 ve 17 yaşlarındaki iki kız çocuğunu kaçırdığı bilgisine yer verilmişti.

Açıklamada, terör örgütünün kaçırdığı çocuklarla ailelerinin görüşmesine izin vermediği, kız çocuklarının silahlı eğitim için Halep il merkezinden Münbiç ilçesindeki YPG/PKK’nın terör kamplarına götürüldüğü belirtilmişti.

YPG/PKK, şubat sonunda Suriye’nin kuzeyinde işgal altında tuttuğu Aynularab (Kobani) ilçesinde yaşları 14 ila 16 olan 4 çocuğu, 28 Mart’ta Suriye’nin kuzeyinde yuvalandığı Tel Rıfat ilçesinde 14 yaşındaki bir çocuğu, mart sonunda Halep il merkezinde yaşları 16 ve 17 olan 2 kız çocuğu ve nisanda Halep’te 4 çocuğu silahlı kadrosuna katmak için kaçırmıştı.

PKK, Irak’ın Musul kentine bağlı Sincar ilçesinde kaçırdığı Ezidi çocukları kamplarda zorla silah altına alırken, Ezidiler de PKK tarafından kaçırılan çocuklarının serbest bırakılması için farklı aralıklarla eylemler düzenliyor.

Terör örgütüne bağlı organlarda sadece son birkaç ayda düzenlenen operasyonlarda etkisiz hale getirilen teröristlere ilişkin yayınlanan bilgilerde, öldürülenlerin henüz çocuk yaşta örgüte katıldıkları ortaya çıkıyor.

PKK’nın 4 Nisan 2021’de öldürüldüğünü açıkladığı “Andok Oramar” kod adlı Barış Saydan’ın örgüte katıldığında henüz çocuk yaşta olduğu anlaşılıyor. Haftanin’de 11 Şubat 2022’deki operasyonda öldürülen İranlı Zanyar Hüseyin de 2016’da henüz çocuk yaşta örgüte katıldı.

YPG/PKK’nın çocukları savaştırması, uluslararası raporlara da konu oldu

Terör örgütü YPG/PKK’nın çocukları savaştırması, ABD Dışişleri Bakanlığının 26 Haziran 2020’de yayımladığı “2020 İnsan Kaçakçılığı Raporu”nda da yer almıştı.

Raporda, “YPG, Suriye’nin kuzeybatısındaki sığınma kamplarından 12 yaşındaki kız ve erkek çocuklarını bile zorla silah altına almaya ve kullanmaya devam etti.” ifadesine yer verilmişti.

BM İnsan Hakları Konseyi, 16 Ocak 2020’de yayımladığı raporda, YPG/PKK’lı teröristlerin, Suriye’de çocukları “savaşçı” olarak kullandığına dair yeni bulguları paylaşmıştı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in “silahlı çatışmalarda çocuklar” konusundaki özel temsilcisi Virginia Gamba, 29 Haziran 2019’da, BM Cenevre Ofisi’nde bir araya geldiği YPG/PKK elebaşlarından “Mazlum Abdi” kod adlı Ferhat Abdi Şahin ile “örgütün bünyesindeki çocuk savaşçıları bırakması için” hazırlanan eylem planına resmi törenle imza atmıştı. Türkiye, BM’ye konuyla ilgili protesto notası vermişti.

Ancak bu tarihten sonra da örgütle ilgili görsellerde çocuk yaştakiler dikkati çekmeye devam etmişti.

Terör örgütü genellikle kaçırdığı veya alıkoyduğu gençleri ve çocukları silahlı eğitim için terör kamplarına götürüyor.

YPG/PKK’lı teröristler, genelde kaçırdığı çocukların aileleriyle iletişim kurmalarına da izin vermiyor.

Çocuk savaşçılara dair görüntüler ve haberler terör örgütünün sözde medya organlarında da yer alıyor.

Ticaret Bakanı Mehmet Muş’tan DTÖ’de reform yapılması çağrısı
Geneve

DTÖ‘nün Cenevre merkezinde düzenlenen 12’nci Bakanlar Konferansındaki konuşmasında Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kovid-19 sonrası küresel ekonomik kalkınma, küresel gıda krizi ve DTÖ reformu gündemlerine değindi.

Muş, 11’inci Bakanlar Konferansından bu yana dünyanın eşsiz zorluklara şahitlik ettiğini anımsatarak, “Küresel salgın sadece sağlık hizmetlerimizi değil aynı zamanda küresel ekonomi ile ticari ve sosyal sistemimizi derinden etkiledi. Küresel ticaret ve büyümede ciddi düşüşler gözlemlendi.” dedi.

“Önleyici tedbirler sayesinde güçlü toparlandık”

Kovid-19’un ilk zamanlarda her ülke gibi Türkiye’yi de ekonomik olarak olumsuz etkilediğini kaydeden Muş, “Önleyici ekonomik ve sosyal politikalar sayesinde Türkiye geçen yıl yüzde 11, bu yılın ilk çeyreğinde de yüzde 7,3’lük büyümeyle güçlü bir toparlanmayı başardı.” değerlendirmesinde bulundu.

Muş, Kovid-19 ve bölgesel gerilimlerin beklenmedik sonuçlarının küresel bir ekonomik bunalıma yol açtığını belirterek, “Mevcut gerileme karşısında küresel değer ve tedarik zincirlerinin etkililiği ve güvenliği yeniden ele alınmalıdır. Gıda ve tıp gibi belli başlı hayati önem taşıyan sektörlerde stratejik özerkliğin önemi yeniden keşfedilmektedir.” ifadesini kullandı.

Bu zorlukların aynı zamanda küresel alanda ekonomi ve ticaret yönetiminin öneminin göstergesi olduğuna dikkati çeken Muş, “Küresel sorunlar küresel çözümler gerektirmektedir. Bu yüzden tıbbi ve jeopolitik krizlerin küresel bir ekonomi ve gıda krizine dönüşmesinin önüne geçmek için birlikte çalışmalıyız.” dedi.

“Kapsayıcı bir reform sürecini acilen başlatmalıyız”

Muş, mevcut küresel sorunların çözülebilmesi için DTÖ’nün merkezde olduğu, kurallara dayalı, serbest, öngörülebilir, adil ve kapsayıcı bir çok yönlü ticari sistemin benimsenmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Türkiye olarak DTÖ’nün reforma gitmesinin uzun süredir beklenen ve salgın sonrası dönemin en önemli gündemlerinden biri olduğuna inanıyoruz. Belirgin hedef ve somut çalışma planlarının olduğu kapsayıcı ve dengeli bir reform sürecini acilen başlatmalıyız.” çağrısında bulundu.

DTÖ’nün mevcut Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması ve Temyiz Organının işlevsizliğinin kabul edilemez olduğunun altını çizen Muş, reform gündeminde bu organların yapısının değiştirilmesine öncelik verilmesi gerektiğini belirtti.

DTÖ daha etkili çözümler sunmalı

Muş, bir diğer reform gündemi olarak DTÖ kanunnamesinin bugünün küresel ticari şartlarına göre güncellenmesi, son olarak da DTÖ’nün zorlayıcı küresel sorunlara daha etkili çözümler sunması gerektiğini açıkladı.

12. Bakanlar Konferansında Kovid-19 ve sonrası döneme ait daha etkili mücadele kararları beklediğini belirten Bakan Muş, “Aşılar için fikri mülkiyet hakkından feragat edilmesi, bu süreçte DTÖ’nün rolünü daha önemli hale getirecektir.” dedi.

Muş, katılımcı ülkelere küresel tarım ticareti akışının daha düzgün ve sorunsuz hale gelmesi için çaba sarf etme çağrısında bulundu.

Son yılların en önemli toplantısı

Konferansta, DTÖ üyesi ülkelerin bakanları tarafından Örgütün Kovid-19 salgını ve etkileriyle mücadeledeki rolü, tarım, gıda krizi, Ukrayna’daki savaş, balıkçılık sübvansiyonları ile Örgütün reformu konuları ele alınacak.

Örgütün son dört buçuk yıldaki en önemli etkinliği olarak gösterilen konferansa, DTÖ üyesi 164 ülkeden yaklaşık 100 bakanın katılacağı açıklandı.

15 Haziran’da sona erecek konferansta Türkiye’yi Ticaret Bakanı Mehmet Muş temsil ediyor.

Bakan Muş, ayrıca farklı ülkelerden mevkidaşlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirecek.

ILO’dan dünyada çocuk işçi sayısında artış uyarısı
Cenevre

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü öncesi, dünyada çocuk işçiliğine dair son durumu AA muhabirine değerlendiren Smith, Kovid-19 salgınının çocuk işçiliğinin artışını etkilediğini anlattı.

“ILO olarak Kovid-19 dönemi sonrası için yaptığımız tahminler ve ülkelerden aldığımız rakamlar, salgının geçim kaynağı, istihdam ve hane halkının ekonomik durumuna yönelik etkilerinden ötürü çocuk işçiliğinin artmakta olduğunu doğruluyor.” diyen Smith, salgın öncesi döneme ait ILO’nun yaptığı araştırmalara göre dünya genelinde çalışan 160 milyon civarında çocuğun bulunduğunu kaydetti.

Smith, “Tahminlerimize göre bu yılın sonuna doğru dünyada çocuk işçi sayısı yaklaşık 9 milyon artabilir.” dedi.

Çocukların yüzde 70’i tarım sektöründe

Smith, çocuk çalışanların genellikle kayıt dışı ekonomi dahilinde istihdam edildiğinin altını çizerek, “İş gücünde yer alan çocukların yüzde 70’i tarım sektöründe çalışıyor ve çocuk işçilerin üçte ikisi aileleriyle beraber iş yapıyor.” ifadelerini kullandı.

Aileleriyle beraber çalışan çocukların yoksulluktan ötürü iş gücüne katılmak zorunda kaldığını vurgulayan Smith, “Ebeveynlerin doğru düzgün bir işi olmadığı için çoğu zaman çocuklarını, üretkenliklerine bakmaksızın iş gücünde kullanmak durumunda kalıyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

Benjamin Smith, ILO’nun bu yılki Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Gününde, bu sorunu çözmek için kilit unsurlardan biri olan “Evrensel Sosyal Koruma” konusuna odaklanacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocuk işçiliğine dair UNICEF ile hazırladığımız rapor, ailelere nakit yardımı yapılması, işsizlik sigortası ve emekli maaşında düzenleme gibi tedbirleri içeren sosyal koruma yatırımlarının, çocukların okuluna devam etmesi ve iş gücünden uzak durmasına dair büyük katkılar sunabileceğini gösteriyor. Bunun yanı sıra sosyal koruma kapsamında okullara beslenme desteği yapılması da çocukların eğitime devamını teşvik edebilir. Ülkelere mesajımız, kaliteli eğitimin yanı sıra sosyal korumaya da yatırım yapmalarıdır. Bu yatırımlar tabii ki sağlık ve ekonomi alanlarındaki yatırımlarla da tamamlanmalıdır ki eğitimin önündeki engeller kaldırılsın.”

Öğrencilere nakit yardımının da çocukları eğitime devam etmeye teşvik eden önemli bir unsur olduğunu kaydeden Smith, “Temel eğitim birçok ülkede ücretsiz, fakat okul üniforması, ders kitabı veya okula ulaşım gibi masraflar, birçok çocuğun eğitimine engel teşkil edebilecek unsurlar.” ifadelerini kullandı.

Ekonomik durumu kötü olanların yanı sıra ötekileştirilmiş etnik azınlıklar, yerli topluluklar ve göçmenlerin de günümüzde çocuk işçiliğine en uygun sosyal gruplar arasında yer aldığını vurgulayan Smith, “Her ülke ulusal çocuk işçiliğiyle mücadele politikası benimser ve sosyal koruma sağlayan tedbirler alırsa, ILO olarak belirlediğimiz 2025’e kadar her türlü çocuk işçiliğini sonlandırma hedefinin gerçekleştirilmesi yolunda büyük adımlar atılmış olur.” diye konuştu.

79 milyon çocuk tehlikeli işlerde çalışıyor

ILO ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) 2020’de ortak hazırladığı rapora göre dünyadaki yaklaşık 160 milyon çocuk işçinin içinde yaşları 5 ila 17 olan ve tehlikeli işlerde çalışan 79 milyon çocuk bulunuyor.

Çalıştırılan çocukların 5-11 yaşlarındakilerin yüzde 28’i ve 12-14 yaşlarındakilerin yüzde 35’i okula gitmiyor.

Asya ve Pasifik, Latin Amerika ve Karayipler, 2008’den bu yana çocuk işçiliği konusunda istikrarlı bir ilerleme kaydederken, Afrika genelinde durum 2020’ye doğru kötüleşti.

En çok çocuk işçi Afrika’da

Çocuk işçiliği oranı Asya ve Pasifik bölgesinde yüzde 13,3’ten 5,6’ya, Latin Amerika ve Karayipler’de yüzde 10’dan 6’ya düşerken, Sahraaltı Afrika bölgesinde ise 2008-2012 döneminde düşüş olsa da 2012’de yüzde 21,4 olan oran 23,9’a yükseldi. Sahraaltı Afrika, çocuk işçilerin en yoğun olduğu bölge olarak dikkati çekiyor.

ILO, çocukların içinde bulunduğu kötü durumu vurgulamanın bir yolu olarak 2002 yılında ilk kez “Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nü başlattı.

“Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü” ile çocuk işçiliğine karşı dünya çapında büyüyen hareket için bir katalizör olunması ve çocuk işçiliğine karşı kampanyada hükümetler, sivil toplum, okullar, gençlik ve kadın gruplarıyla medyanın desteği amaçlanıyor.