Meclis yoğun bir haftaya giriyor
TBMM

TBMM Genel Kurulu İstanbul Finans Merkezi, 6. Yargı Paketi ile basın, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin kanun tekliflerini yasalaştırmak, Libya’ya asker gönderilmesi için verilen iznin süresinin 18 ay uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi için mesai yapacak.

Meclis, yasama ve denetim faaliyetleri yürüteceği yoğun bir haftaya daha giriyor.​

Haftalık çalışmasına 21 Haziran Salı günü başlayacak Genel Kurulda, İstanbul Finans Merkezi Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine devam edilecek.

Kanun teklifi ile merkezdeki tüm altyapı ve üst yapının işletilmesi, yönetilmesi, bağımsız bölüm ve alanların kiralanması ile ilgili kurumlara tahsis edilmiş alanlar hariç umumi hizmetlere ayrılmış yerlere dair her türlü yönetim faaliyeti, 20 yıl süreyle yönetici şirketçe gerçekleştirilecek.

Finansal kuruluşların merkezde gerçekleştirilen finansal hizmet ihracatı niteliğindeki faaliyetler kapsamında elde ettiği kazançlarının yüzde 75’i, kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurum kazancından indirilecek.

Katılımcı belgeli finansal kuruluşların İFM’de bulunan merkez ve şubelerinden tahsili gereken finansal faaliyet harçları, yürürlük tarihinden itibaren 5 yıl süreyle alınmayacak.

6. Yargı Paketi

6. Yargı Paketi’ne ilişkin düzenlemeleri içeren Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Genel Kurul gündemine gelecek.

Kanun teklifi ile yargıda hakim ve savcı yardımcılığı müessesesi getirilecek. Hakim ve savcı yardımcılığı süresi 3 yıl olacak.

Hakim ve savcıların, birinci sınıfa ayrılması için en az 3 meslek içi eğitim programına katılması gerekecek.

Fiyatları etkileme ile mal veya hizmet satımından kaçınma suçuyla etkin mücadele edilebilmesi ve stokçuluk faaliyetlerinin önlenebilmesi için Türk Ceza Kanunu’nda bu suçlar için belirlenen cezalar artırılacak.

Basın, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenleme

Genel Kurulda, basın, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemeleri içeren Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin de ele alınması öngörülüyor.

Teklifle internet haber siteleri süreli yayın kapsamına alınacak. Basın kartı başvurusu İletişim Başkanlığına yapılacak, resmi nitelikte kimlik belgesi olarak kabul edilecek.

Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.

Resmi ilanlar, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayımlanacak.

İhaleler, işin yapılacağı yerde çıkan bir gazetenin yanı sıra bir internet haber sitesinde de duyurulabilecek.

Milli İstihbarat Teşkilatının faaliyetleri ve personeline yönelik suç teşkil eden içerikler katalog suçlar kapsamına alınacak.

Libya’ya asker gönderilmesi için verilen iznin süresinin 18 ay uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi de Meclis gündemine gelecek.

Komisyonların gündemi

KİT Komisyonu, denetim programını sürdürecek. Komisyon, salı günü Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü ile Askeri Fabrika ve Tersane İşletme AŞ, çarşamba günü Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü ile Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü, perşembe günü de Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü ve bağlı ortaklıklarının 2019-2020 yılı hesaplarını inceleyecek.

Bu arada TBMM’de siyasi partilerin haftalık düzenledikleri grup toplantıları da yapılacak.

Sağlık çalışanlarının mali haklarının iyileştirilmesini de içeren kanun teklifi, Genel Kurul’da
TBMM

Kabul edilen maddelere göre, 1 Ocak 2029’a kadar sözleşmeli aile hekimi olarak çalışanlar, tıpta uzmanlık sınavı sonuçlarına göre merkezi yerleştirmeye tabi olmaksızın, Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenen esaslar çerçevesinde aile hekimliği uzmanlık eğitimi yapabilecek.

Tabip veya diş tabibi kadro ve pozisyonları esas alınarak emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olup, aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olan tabip ve diş tabiplerinden ilgili mevzuatına göre uzman olanlara, 26.000 gösterge rakamının, uzman olmayanlara 20.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda her ay emekli aylıklarıyla birlikte ilave ödeme yapılacak.

Her bir sağlık tesisinde ek ödemeye esas işlemleri denetlemek üzere inceleme heyetleri oluşturulacak.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında bakanlıkça belirlenen hizmet sunum şartları ve kriterleri, personelin unvanı, görevi, disiplin durumu, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı, tetkik, eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleri ile muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurlar dikkate alınmak suretiyle ek ödemenin oranı Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

Sağlık Bakanlığı bağış, faiz ve kira gelirleri dışındaki döner sermaye gelirleri, Sosyal Güvenlik Kurumundan elde edilen tüm kaynaklar ile diğer nakit kaynaklarını personele ek ödeme dağıtımında kullanabilecek.

Bakanlık döner sermaye işletmeleri, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun teşviki, sağlık kurum ve kuruluşlarının kendi imkanlarıyla karşılayamadıkları ihtiyaçların giderilmesi; eğitim, araştırma, geliştirme faaliyetlerinin ve bakanlık taşra teşkilatının desteklenmesi amacıyla yapılacak giderlere iştirak etmek için aylık gayrisafi hasılattan aylık tahsil edilen tutarın yüzde 6’sını geçmemek üzere, bakanlıkça belirlenecek oranı Bakanlık Döner Sermaye Merkez Saymanlığı hesabına aktaracak.

Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarına atanan ve döner sermaye gelirlerinden ek ödeme alan eğitim görevlilerine, en yüksek devlet memuru aylığının yüzde 410’u, uzman tabip, tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar ile uzman diş tabiplerine yüzde 335’i ve pratisyen tabip ve diş tabiplerine ise yüzde 265’i oranında, her ay herhangi bir katkıya bağlı olmaksızın, merkezi yönetim bütçesinden ek ödeme yapılacak.

İl sağlık müdürlüğünün ve hastanelerin sözleşmeli pozisyonlarında istihdam edilen tabipler ile Bakanlık veya bağlı kuruluşlarının kadrosunda tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık mevzuatına göre diğer kamu kurum ve kuruluşlarında uzmanlık eğitimi veya yan dal uzmanlık eğitimi yaptırılanlar için de bu hüküm uygulanacak.

Alacak tahsili

Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesislerince, sağlık sigortasından yararlanamayanlara sunulan sağlık hizmet bedellerinden 31 Aralık 2021 tarihine kadar tahsil edilememiş alacak tutarlarının yüzde 50’si, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde defaten veya taksitle ödenirse geri kalan kısmı ferileriyle (asıl alacağa olan eklentiler) birlikte silinecek.

Bu maddedeki tutarlar 5 bin liradan 10 bin liraya yükseltildi. Buna göre, söz konusu alacak tutarı 10 bin lira ve altındaysa tamamı resen, alacak tutarının yarısının 10 bin liranın altında olması halinde 10 bin lira terkin edilerek, bakiye kısım tahsil edilecek.

Yükseköğretim Kanunu’nda yapılan değişikle, üniversite hastanelerinde görev yapan personelin sabit ek ödemelerinin de merkezi yönetim bütçesinden karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığı ile paralel düzenleme yapılması öngörülüyor.

Sağlık çalışanlarına merkezi yönetim bütçesinden ek ödeme

Sağlık Bakanlığı personelinin merkezi yönetim bütçesinden ek ödeme alması sağlanacak. Personele dağıtılabilecek ek ödeme tutarı belirlenirken, sağlık kurum ve kuruluşlarının tek tek tahakkukları ya da gelirleri yerine Sağlık Bakanlığının toplam gelirleri ve nakit imkanları esas alınarak personele ek ödeme yapılabilecek.

Öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında üniversitede sundukları sağlık hizmetlerinden dolayı aldıkları ilave ücretler için belirlenen tavan yükseltilecek.

Teklifin 7’nci maddesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamaması üzerine TBMM Başkanvekili Haydar Akar, birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

AK Parti Sözcüsü Çelik: Yunanistan hukuku ihlal eden taraftır
Ankara

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi.

Ankara’da meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, ailelerine baş sağlığı dileklerini ileten Çelik, devletin ve hükümetin bütün imkanlarıyla vatandaşın yaralarını sarmak için gereken gayreti gösterdiğini, ilgili bakanlar ve kurumların sahada bulunduğunu söyledi.

Çelik, Jandarma Teşkilatının 183. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, Türkiye’nin en köklü kurumlarından bir tanesi olduğunu dile getirdi.

Terörle mücadele operasyonlarına değinen Çelik, “Üzücü ve dikkat çekici olan nokta şudur; Türkiye ne zaman terörle mücadele ile ilgili yeni bir aşamaya geçse ya da yeni bir operasyon yapacağından bahsetse müttefiklerimiz özelliklede demokrasi ile yönetilen ülkelerden ‘endişeliyiz’ diye bir açıklama geliyor. Bugüne kadar neyden dolayı endişeli olduklarını anlamış değiliz. Tam tersine bu operasyonları demokrasinin geleceği için demokratik dünyanın hür dünyanın geleceği için desteklemeleri gerekir.” ifadelerini kullandı.

Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın EFES-2022 tatbikatında Yunanistan’ın adaları silahlandırmasına yönelik güçlü açıklamalarda bulunduğuna değinerek, “Burada Yunanistan’ın hem bu açıklamaları çarpıtan hem hukuku ihlal eden propaganda mekanizması bir kere daha faaliyete geçti. Her zaman şunu söylüyoruz, Yunanistan bizim komşumuz, komşumuzla kendi meselelerimizi masada çözebilecek kabiliyete, tarihi birikime sahibiz ve diyaloğa açığız ama Yunanistan’ın sürekli olarak üçüncü ülkeleri işin içine katması hukuk ihlallerini bir fiili durum olarak gündeme getirmesi maalesef bu süreci olumlu istikamette ilerlemekten mani kılmaktadır.” diye konuştu.

Yunanistan’ın bazı adaları anlaşmalara aykırı şekilde silahlandırmasına ilişkin Çelik, “Şimdi ne zaman hukuka davet etsek ne zaman bu meseleyi masada çözmekten bahsetsek, maalesef Yunanistan bunu işte ‘komşumuzun saldırganlığı’ ‘Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu hayalleri’ ya da işte ‘Türkiye’nin Yunanistan’ı tehdidi’ gibisinden aslı astarı olmayan birtakım propagandalara dönüştürmeye çalışıyor ki başka ülkelere mesaj vermek için.” değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, Yunanistan’ın hukuku ihlal eden taraf olduğunu belirterek, “Gelin bu meseleyi masada çözelim, bu meseleyi diplomatik yollarla çözelim de iki ülke arasında çözelim diyen de biziz ama siz masada çözüme dönük her önerimizi erteleyerek, sahada fiili durum yaratıp hukuksuzluk konusunda ilerlediğiniz zaman tabii ki ülkemiz de sahadaki fiili varlığını da açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Buradaki tartışmanın aslında esası Türkiye’nin Mavi Vatan konusundaki hassasiyetinin Mavi Vatan konusundaki tanımına uygun olmasıdır.” şeklinde konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu açıkladığını hatırlatan Çelik, “AK Parti adına da ben bunun böyle olduğunu, AK Parti açısından zaten aksinin tasavvur edilemeyeceğini defalarca ifade ettim. Bütün bunlara rağmen çıkıp tekrar tekrar soruyorlar ‘adayınız kimdir’ diye. En son Cumhurbaşkanımız da açıkça adayımızın kendisi olduğunu ifade etti. Dolayısıyla Cumhur İttifakı açısından bu konu net ve berrak bir konudur.” dedi.

Çelik, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına ilişkin, şunları söyledi:

“Karşımızdaki ittifak açısındansa bu konu neredeyse bütün tartışmaların merkezinde yer alan bir konu. Bunun nasıl formüle edileceği konusunda işte her toplantıdan sonra bir tartışma başlıyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun da partisinden gelen sözler ve davranışlar hesaplaşma ile helalleşme arasında gidip geliyor. Birileri helalleşme dediğinde öbür taraftan hemen hesaplaşmacılar çıkıyor. Bir taraftan hesaplaşma dendiğinde hemen bunun toplumda oluşturduğu zararı ortadan kaldırmak için helalleşmeden bahsediliyor. Dolayısıyla muğlak ve net olmayan bir durum var ama en üzücü durum şudur, demokrasiye bu kadar vurgu yapacaksınız, retorik olarak, söylem olarak bunun üzerine bol bol cümle kuracaksınız. Ondan sonra da tartışma bizzat o ittifakın içinden gelecek ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kimliği ile ilgili, inancı ile ilgili bir tartışma ortaya çıkacak. Bu son derece ayıp bir şey. Türkiye’de herhangi bir makama aday olmak isteyen birisinin etnik kimliği tartışma konusu yapılmaz. Mezhebi, kimliği tartışma konusu yapılmaz ya da başka bir kimlik unsurunun tartışma konusu yapılması demokratik kültürü zehirleyen, insan haklarına aykırı bir durumdur. Türkiye’de mezhebi içinde etnik kimlik çerçevesinde bir ayrım ya da hiyerarşilendirme yoktur. Türkiye’de ikinci sınıf vatandaş yoktur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes birinci sınıf vatandaştır.”

“Biz her bakımdan reddederiz”

Herhangi birinin mezhebi ya da etnik kimliği üzerinden ötekileştirilmesine asla müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:

“Nitekim Sayın Devlet Bahçeli de grup toplantısında mezhep üzerinden fitne çıkarmaya heves ve tevessül edenler fitnenin çıban başlarıdır diyerek bu tartışmayı dışladığımızı Cumhur İttifakı olarak söyledi. Yine Sayın Bahçeli ‘Kılıçdaroğlu’nun mezhebi, etnik kökeni, doğduğu yer bizim siyasi eleştirimizin tamamıyla dışındadır ve mutlaka saygı gösterilmelidir’ ifadesi kullandı. Bu ifadeler Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bahçeli’nin bu ifadeleri Cumhur İttifakı’nın ortak görüşüdür ve burada net bir şekilde herhangi bir makama aday olacak herhangi bir vatandaşımızın etnik köken, din ya da mezhebinin tartışılmasını ya da doğduğu yer üzerinden aidiyetinin tartışılmasını biz her bakımdan reddederiz.

Bunu insan haklarına aykırı buluruz, bu her türlü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının getirdiği haklara dönük mütecaviz bir saldırı olarak değerlendirilir. Dolayısıyla orada bu tartışmanın o ittifakın içerisinde böyle birkaç hafta arayla çeşitli vesilelerle gündeme gelmesini hem çok ayıplıyoruz, insan haklarına aykırı buluyoruz, siyasi görüşümüz tarafından da bu tartışmayı gündeme getirenleri kınıyoruz ve bu tartışmayı topyekun reddediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nde insanların etnik kökeni, kimliği ve mezhebi buna benzer unsurlar üzerinden etiketlenmesi diye bir şey söz konusu olmaz.”

Hakim ve savcıların görevde yükselmelerine ilişkin kararlar Resmi Gazete’de
Ankara

HSK kararlarında, birinci dereceye yükselip 30 Nisan 2022’den geçerli olmak üzere ilk defa birinci sınıfa ayrılma incelemesine tabi tutulan adli ve idari yargı hakimleri ile cumhuriyet başsavcı ve savcılarının isimlerinden oluşan listelere yer verildi.

Sürelerini bitirdikleri halde bu listede isimlerini göremeyenler, yayım tarihinden itibaren 30 gün içinde HSK’ye yazılı başvuruda bulunmak suretiyle durumlarının incelenmesini isteyebilecek.

HSK’nin bir diğer kararında da 2022 Nisan dönemi sonuna kadar sürelerini bitirip, HSK tarafından yükseltilmeleri uygun görülen adli yargı hakim, cumhuriyet başsavcı ve savcıları ile idari yargı hakimlerinin adlarının bulunduğu listeler yayımlandı.

Ticaret Bakanı Muş: 2022 yılı için 250 milyar dolar ihracat hedefine ulaşacağımızdan eminiz
İstanbul

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 29. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları ödül töreni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, burada yaptığı konuşmada, 2021’de salgının etkilerinin azalmasıyla birlikte güçlenen küresel talep, tedarik zinciri aksaklıklarındaki kısmi iyileşmeler, kısıtlamaların gevşetilmesi ve yüksek oranda aşılamayla küresel ekonomideki toparlanmanın ivme kazandığını ifade etti.

Ülke için 2021’in ekonomideki çarkların daha hızlı dönmeye başladığı, büyümede ve ihracatta pek çok ülkeye kıyasla çok daha etkin bir performansın sergilendiği, adeta bir rekorlar yılı olduğunu vurgulayan Muş, ekonominin 2021’de yüzde 11 oranında büyüme kaydederek, son 10 yılın en güçlü büyüme hızına ulaştığını söyledi.

Muş, bu büyüme oranına net ihracatın 4,9 puan pozitif katkı sağladığını dile getirerek, “Bununla birlikte ihracatımız, dünya ihracatı içerisindeki payını Cumhuriyet tarihinde ilk defa geçtiğimiz yıl yüzde 1’in üzerine çıkarmıştır. Böylece 2021 yılında yüzde 32,8 artışla 225 milyar dolar olarak gerçekleşen ihracatımız, bir yandan ülkemizin büyümesinin itici gücü olurken diğer taraftan ülkemizin küresel ekonomideki rekabet gücünü artırmıştır.” diye konuştu.

Bu yıl da ekonomideki ivmelenmenin sürdüğünü, 2022’nin birinci çeyreğinde dengeli ve kapsayıcı büyüme performansı devam ederken, yüzde 7,3 oranında büyüme kaydedildiğini aktaran Muş, şunları kaydetti:

“Söz konusu büyümenin yaklaşık yarısının ihracat kaynaklı gerçekleşmiş olması önemlidir. Yine, net ihracatımızın ilk çeyrek büyümemize 3,5 yüzde puan katkı sağladığı görülmektedir. Benzer şekilde, ihracatımız 2021 yılı performansının ardından 2022 yılının ilk 5 ayında da güçlü seyrini sürdürmektedir. Türkiye, 2022 yılının ilk 5 ayının tamamında aylık olarak en yüksek ihracat değerlerine ulaşmıştır. İhracattaki başarılı performansımızın esas nedeni, Türkiye’deki güçlü üretim kapasitesi ile ihracatçı firmalarımızın dinamik ve esnek bir yapıya sahip olmasıdır. Bu güç ve dinamizmin de katkısıyla son 12 aylık ihracatımız 243 milyar dolar düzeyini yakalamış durumdadır. Bu doğrultuda, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2022 yılı için işaret ettiği 250 milyar dolar ihracat hedefine ulaşacağımızdan eminiz.”

“Hizmet ihracatımız, 2021’de 58,2 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır”

İhracattaki artışı ve gelişimi sürdürmek için mal ihracatının yanı sıra hizmet ihracatına da büyük önem verdiklerini vurgulayan Muş, “Net döviz girdisi sağlaması; istihdam kaynağı olması ve yarattığı çarpan etkisiyle mal ihracatına destek olması bakımından hizmetler sektörü, Türk ekonomisinin adeta göz bebeğidir. Dünyanın dört bir köşesine artık sadece ürünlerimiz değil, müteahhitlik hizmetlerimiz, yazılımlarımız, dizilerimiz, sinema filmlerimiz, sağlık hizmetlerimiz ve kültür unsurlarımız da ihraç ediliyor. Türkiye olarak son 20 yılda mal ihracatında olduğu gibi hizmet ihracatında da büyük mesafe katettik. 2002 yılında 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımız, 2021 yılında 58,2 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır.” şeklinde konuştu.

Mehmet Muş, Türkiye’nin ürettiğini, yatırım yaptığını, istihdam yarattığını ve ihracat odaklı büyüdüğünü ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bizler de ihracatımızı daha rekabetçi hale getirmek üzere bir yandan geleneksel ürün ve pazarlarımıza yönelik çalışmalarımızı sürdürürken diğer taraftan da yeni ürün ve pazar arayışlarına yöneliyoruz. Bu doğrultuda, mevcut pazarlarımızın yanı sıra ihracatımıza yeni pazarlar kazandırmak ve dünya ticaretindeki konumumuzu güçlendirmek amacıyla çalışmalarına başladığımız ‘Uzak Ülkeler Stratejisi’ni tamamlamış bulunmaktayız. Hazırladığımız bu stratejiyle uzak coğrafyalardaki 18 ülkeye 2018-2020 ortalaması yaklaşık 20 milyar dolar olan ihracatımızı 4 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Kısa bir zaman içerisinde Uzak Ülkeler Stratejimizin detaylarını kamuoyuyla paylaşacağız. Bunun yanı sıra ihracatçılarımıza hazırlık aşamasından pazarlamaya, tanıtımdan pazarda tutundurmaya, tasarım ve markalaşmadan yurt dışı dağıtım kanalları kurmaya kadar, kısacası ihracatın her adımına yönelik güncel destekler sunuyoruz. Buna ilaveten, önümüzdeki dönemde ülkemizin kalkınma hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir ihracat artışını hedefleyen yeni nesil destekler kurgulamaktayız. Yeni nesil desteklerimiz ile ihracatçı sayımızı daha da artırmayı, ihracatçılarımızı kur riskinden korumayı, e-ihracatın yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz.”

“Heal in Türkiye’ portalının ilk faz çalışmasını tamamladık”

Bakanlık olarak mal ihracatının yanı sıra hizmet ihracatına yönelik mevcut destekleri gözden geçirdiklerini belirten Muş, bu kapsamda, güncel gelişmelere uyum sağlayan, kapsamlı, yenilikçi ve esnek bir “Hizmet İhracatı Destek Program Paketi” oluşturduklarını aktardı.

Muş, yurt dışı lojistik dağıtım ağlarının bir an önce faaliyete geçmesini teminen gerekli mevzuat çalışmasını tamamladıklarını, duyurularını yaptıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

“Sağlık hizmetleri ihracatına ve ülkemiz sağlık hizmetlerinin tanıtımına büyük katkı sağlayacağını değerlendirdiğimiz ‘Heal in Türkiye’ portalının ilk faz çalışmasını tamamladık ve tanıtımını geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdik. İhracatçılarımızın finansmana erişim imkanlarını genişletmek, desteklemek ve kolaylaştırmak için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. TİM ile Türk Eximbank’ın öz kaynaklarıyla kurulan ve 61 İhracatçı Birliğimizin ortaklığıyla sermaye yapısı güçlendirilen İGE AŞ, geçtiğimiz mart ayında faaliyete başladı. Bu kapsamda, 1 Haziran 2022 itibarıyla İGE AŞ 1,9 milyar değerinde kefalet sağlamıştır. 2022 yılında ihracat hedefimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği 250 milyar dolardır. Bu hedef, Türk üretici ve ihracatçılarının başarılarıyla adım adım yaklaştığımız bir aşamadır. Böylesi bir hedefimizin olması, bizleri daha çok katma değer yaratmak üzere ciddi manada motive etmektedir. İnşallah, başarılarımız bu yıl olduğu gibi ilerleyen yıllarda da çoğalarak devam edecektir. Her geçen gün ihracatçı sayımızı artırmak, mevcut ihracatçılarımızı daha kurumsal hale getirmek için bizler, her türlü gayreti sergilemeye devam edeceğiz. İhracat fikrinin akla düştüğü ilk andan başlayarak küresel marka oluncaya kadarki tüm süreçlerde sizlerin her daim yanındayız.”

Bakan Muş, TİM seçimlerin hayırlı olmasını temenni ederek sözlerini tamamladı.