12 Eylül döneminde işkencelerle anılan cezaevinde hükümlüler gümüşü sanata dönüştürüyor
Diyarbakır

Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu tarafından, istihdama yönelik meslek edinmeleri ve mevcut mesleklerini geliştirmeleri amacıyla ülke genelinde mesleki eğitim verilen hükümlülere birçok atölye ve tesiste öğrendiklerini uygulama imkanı da sunuluyor.

Bu kapsamda Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İşyurdu Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan “Gümüş ve Telkari İşletmeciliği Atölyesi”nde hükümlü ve tutuklular, 12 yıldır verilen mesleki eğitimle üretim yapıyor.

Gümüşten üretilen telkari tepsi ve lokumluk ile yüzük, kemer, kol zinciri, hasır, küpe, kolye gibi ürünler, bazı alanlarda ve etkinliklerde kurulan stantlarda satışa sunuluyor.

Üretime katılan hükümlü ve tutuklular, sağlık ve kaza sigortası sahibi olmanın yanı sıra gelirleriyle hem kendi ihtiyaçlarını karşılıyor hem de aile bütçelerine katkıda bulunuyorlar.

200 çeşitte 4 binin üzerinde ürün üretildi

Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Rüştü Saka, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kurulan atölyede hükümlü ve tutukluların hem yeni meslek edinmeleri hem de var olan mesleklerini geliştirmeleri amacıyla hizmet verdiklerini söyledi.

Ceza infaz kurumunda gümüş atölyesinin 2010 yılında kurulduğunu ifade eden Saka, bugüne kadar 150 hükümlü ve tutuklunun atölyeden faydalandığını belirtti.

Saka, atölyede faaliyet yürüten hükümlü ve tutuklulara sertifika da verildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
“Hükümlü ve tutuklular atölyede çalıştıkları günlerde ücret almakta, sigortaları yapılmakta ve iaşe bedeli alınmamaktadır. Burada ailelerine katkı sağlamakta hem de meslek öğrenmekteler. Bu anlamda gerçekten çok faydalı bir iş yapılmaktadır. Atölyede hükümlü ve tutuklular bugüne kadar 4 binin üzerinde gümüş üretti. 200 civarında ürün çeşitliliğimiz var. Hükümlülerimiz bu ürünleri alıp ailelerine de hediye edebiliyor. Fuar ve adliyelerde açtığımız stantlarda vatandaşlarımıza satabiliyoruz.”

“Tahliye olduklarında toplumla bütünleşmeye çok hazır hale geliyorlar”

Saka, hükümlü ve tutukluların burada öğrendikleri mesleği sivil hayatlarında da sürdürdüğünü, zaman zaman bu konuda kendilerine mektup yazanların olduğunu gördüklerinde de bundan mutluluk duyduklarını anlattı.

“Meslek kazandırarak suçtan arındırma noktasında çok büyük bir hizmet ediyoruz.” diyen Saka, bu noktada kendilerine olumlu dönüşlerin olduğunu aktardı.

Saka, bu faaliyetin hükümlü ve tutuklulara faydalarına ilişkin, şu bilgileri verdi:

“Hükümlü ve tutuklularımız cezaları süresinde gün boyunca tek başına kalmak yerine atölyelerimizde üretiyorlar. Atölyelerimizde çalışanlar olumlu etkiler gösteriyorlar. Tahliye olduklarında toplumla bütünleşmeye hazır hale geliyorlar. Çok net bir şekilde bunu gözlemleyebiliyoruz. Ceza infaz kurumlarındaki iş yurtları kurumu, açtığı bu atölyelerle bu amaca çok büyük hizmet ediyor. Hükümlü ve tutukluları rehabilite ederek topluma kazandırdığımız zaman çok mutlu oluyoruz. Bu noktada kurulan gümüş atölyesinin çok büyük hizmetlerinin olduğunu düşünüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl Diyarbakır’ı ziyaretinde Diyarbakır Cezaevinin kültür merkezine dönüştürüleceğini müjdeleyerek, “Geçmişte uzunca bir dönem adı zulümle, işkenceyle, insanlık dışı muamele ile anılan Diyarbakır Cezaevi’ni kültür merkezi olarak sizlerin hizmetine sunuyoruz. Adalet Bakanlığımız bu konuda gerekli hazırlığı yapıyor. Böylece Diyarbakır’ın hafızasındaki bir kötü anıyı ortadan kaldırmış oluyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

Kütahyalı işletmeci, boynuzları süs eşyasına dönüştürüyor
Kütahya

Tavşanlı ilçesinde entegre et işleme tesisi sahibi Abdurrahman Şirin, çeşitli yöntemlerle işlediği boynuzları aplik ve avizeye dönüştürüyor.

Tavşanlı-Tunçbilek kara yolu yakınında faaliyet gösteren et işleme tesisindeki bir bölümü atölyeye çeviren 60 yaşındaki Şirin, 34 yıl boyunca biriktirdiği küçükbaş ve büyükbaş hayvanların boynuzlarını 4 yıl önce işlemeye karar verdi.

Boynuzları ahşap ve metalle birleştirerek çeşitli süs eşyalarına dönüştüren Şirin, boynuzdan yaptığı 600 objeyi bir süre sonra işletmesinde sergilemeye başladı.

Şirin, AA muhabirine, 34 yıl önce girdiği et sektöründe kesimi yapılan büyükbaş ve küçükbaş hayvanların boynuzlarını biriktirmeye başladığını söyledi.

Boynuzları yaklaşık 4 yıldır atölyesinde işleyerek süs eşyasına dönüştürdüğünü belirten Şirin, şöyle konuştu:

“Kasaplık mesleğine başladığım 1988 yılından bu yana biriktirdiğim hayvan boynuzlarından yaklaşık 4 yıldır küçük süs eşyaları ve değişik objeler yaptım. Son zamanlarda da metal ve ahşap gibi malzemeleri de kullanarak çeşitli özgün eşyalar yapmaya başladım. Boynuzlardan yaptığım avizeler ve aplikler çok farklı oldu, her biri kendine has, birbirine benzemeyen eserler oldu.”

Şirin, koleksiyonunu yalnızca konukları ve arkadaşlarının gördüğüne işaret ederek, “Ama ben boynuzların bu hayranlık uyandıran özelliklerini daha çok kişinin görmesini arzu ediyorum. Bu nedenle de eserlerimi çok sayıda insanın görmesi için internette sanal bir sergi açmayı planlıyorum.” ifadesini kullandı.

Ev kadınları camı sanata dönüştürüyor
Nevsehir

Belediyenin, Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesindeki Kadın Çalışmaları Eğitim Merkezinde (KAÇEM) açılan kursa katılan 49 kadın, hem sanat öğrenerek boş vakitlerini değerlendiriyor hem de çöpe gidecek cam malzemelerin geri dönüşümünü sağlıyor.

Usta öğretici Döne Aytekin’den cam işlemenin ayrıntılarını öğrenen kadınlar, 1200 derece ısıyla camdan takı, nazar boncuğu, balık, kuş figürleri gibi çeşitli objeler üretiyor.

Aytekin, AA muhabirine, ücretsiz kursa ilginin yoğun olmasından dolayı haftanın her günü farklı gruplara eğitim verildiğini söyledi.

Öğrenim aşamasında kolay işlenebilir cam çubukların kullanıldığını, sonraki aşamada ise atık cam şişeleri özel fırında eriterek farklı aksesuarlara dönüştürdüklerini anlatan Aytekin, eğitimin ardından da dileyen kursiyerlerin aynı atölyede üretim yapma imkanına sahip olduklarını kaydetti.

Kapadokya’ya özgü ürünler üretilmesi hedefleniyor

Aytekin, cam işleme sanatına ilginin öngördüklerinden yoğun olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“7’şer kişilik ekipler halinde haftada bir gün kurslarımıza katılan kursiyerlerimizi sabahçı ve öğlenci şeklinde gruplara ayırdık. Kırık cam tabakları, cam içecek şişelerini 1200 derece ısıda eritiyoruz ve tablolara, boncuklara dönüştürebiliyoruz. Böylelikle geri dönüşüm sağlanıyor ve doğaya da olumlu katkı sunmuş oluyoruz. Kurs sonrasında da atölye imkanlarından faydalanarak yaptıkları malzemeleri ve tasarladıkları takıları hediyelik eşya dükkanlarına verebilirler. Böylelikle ekonomiye ve aile bütçesine de katkı sağlamış olurlar. Sıcak hava balonu figürlü hediyelik eşyalar farklı malzemelerle üretilmiş ama camdan hiç yapılmamış. İlerleyen süreçte cam üfleme sanatıyla Kapadokya’nın simgelerinden balon ve at figürleri üreterek turizm alanına da katkı sunmak istiyoruz.”

“Uzun süredir bu sanatla tanışmak istiyordum”

Kursiyerlerden Seda Atasoy, insanların hobi edinerek bu tür kurslar sayesinde üretime katkı sunabileceklerini belirterek, “Çok uzun süredir bu sanatla tanışmak istiyordum. Kursun açıldığını duyunca heyecanla vakit kaybetmeden kaydoldum. Bu tür kursların artmasını diliyorum. Burada öğrendiklerimle yapacağım cam aksesuarları yakınlarıma hediye etmek istiyorum.” dedi.

Ayla Korkmaz da emekli olduktan sonra evde boş oturmak yerine vaktini verimli değerlendirmek amacıyla bu eğitime katıldığını söyledi.

Özellikle gençlere el sanatlarına yönelmeyi öneren Korkmaz, “Ellerinde telefon sürekli internette oldukları için el sanatlarını onların hayatlarına sunmamız lazım. Kadınlarımız, önlerindeki perdeye kaldırıp dışarıda ne olduğunu görsünler. Eğitim alıp aile bütçelerine katkıda bulunsunlar. Hanımlar gün gezmelerine vakit ayırabiliyorsa eğitim çalışmalarına da katılıp kendilerini geliştirebilirler. Eğitim süreci bittikten sonra bu atölyede kendimi geliştirmeye devam etmeyi planlıyorum.” ifadelerini kullandı.