AB, Mısır’a gıda güvenliği için 100 milyon avro verecek
Brussels Hoofdstedelijk Gewest

AB-Mısır Ortaklık Konseyi Toplantısı, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri’nin başkanlığında Lüksemburg’da yapıldı. Toplantıya Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias da katıldı.

Toplantıdan önce basına açıklama yapan Borrell, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın birçok şeyi bozduğunu, gıda güvenliğinin de bunlar arasındaki en önemli konulardan biri olduğunu söyledi.

Ukrayna’nın şu anda limanlarda bekleyen 20 milyon ton tahılı bulunduğunu, yakında yapılacak hasatlardan sonra da 60 milyon ton daha olacağını belirten Borrell, bunların dünya piyasalarına gönderilmesinin önemine işaret etti.

Borrell, “AB, gıda güvenliği konusunda masaya ciddi miktarda para koydu. Mısır bundan en çok faydalananlardan olacak. Sadece Mısır için 100 milyon avrodan bahsediyoruz. Gelecek 7 yıl içinde tüm bölgenin alacağı miktar 1 milyar avroyu bulacak. Ancak çok acilen, gelecek haftalar veya aylar içinde, tarımın desteklenmesi ve karşı karşıya kalacağımız zor zamanlar için gıdanın stoklanması konusunda Mısır 100 milyon avro alacak.” dedi.

Almanya Başbakanı Scholz: AB genişlemeye kendisini hazırlamalı
Berlin

Scholz, Alman Haber Ajansına verdiği röportajda, AB’nin, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlangıcından beri Ukrayna’yı birlikte ve kararlı bir şekilde desteklediğini belirterek, AB’nin bu birlik ruhu içinde hareket etmeye devam etmesini istedi.

Ukrayna’ya AB’ye adaylık statüsü verilmesine ilişkin bir soruya cevaben Scholz, AB’ye giden yolun kolay olmadığını, bu yola çıkmak isteyen her adayın birçok şartı yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.

Scholz, AB tarafından adaylara ilerleme olduğuna dair somut şeyler sunulmasının da önemli olduğunu belirterek, “Aksi takdirde adaylık statüsünün hiçbir şeye götürmediği duygusu ortaya çıkar. Batı Balkanlardaki ülkelere ciddi olduğumuzu göstermeliyiz. Arnavutluk ve Kuzey Makedonya, AB üyeliğine ilişkin somut müzakerelere başlamak için tüm şartları yerine getiriyor. Bu (müzakereler) şimdi başlamalı.” diye konuştu.

AB’nin de kendisini yenilemesi gerektiğini söyleyen Scholz, “AB, genişlemeye kendisini hazırlamalı. Bunun için yapılarını ve karar alma süreçlerini modernize etmeli.” dedi.

Scholz, bugün oy birliğiyle karar alınan her şey için her zaman oy birliği gerekmediğini, bunu, AB Liderler Zirvesi’nde başka konuların yanında ele alacaklarını kaydetti.

AB’ye katılım şartlarının çabuk yerine getirilmesinin, ülkelerin ve bu ülkelerin vatandaşlarının elinde olduğunu dile getiren Scholz, “Eski Makedonya, Yunanistan ile bir anlaşmazlığı çözmek için adını Kuzey Makedonya olarak değiştirdi ve bunu yaptığı için ödüllendirilmedi. Böyle bir şey bir daha olmamalı. Adaylık statüsü ile umut yaratmak ve umudun hayal kırıklığına yol açmasını istemiyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “BM Genel Sekreterinin Ukrayna tahılı için ihraç koridorları açma çabalarını destekliyoruz”

Başbakan Scholz, dünyadaki gıda krizine ilişkin olarak da değerlendirmede bulundu. Scholz, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın tüm dünya için sonuçları olduğunu belirtti.

Bu konuda küresel dayanışmaya ihtiyaç olduğuna işaret eden Scholz, “Gıda güvenliği sağlamak için küresel bir girişim başlattık. Ukrayna’daki tahıl ambarları dolu. Milyonlarca ton tahıl ihraç edilmeyi bekliyor.” dedi.

Ukrayna’nın Karadeniz’den gelen Rus saldırılarına karşı korunmak için limanlarını mayınlamak zorunda kaldığını belirten Scholz, “Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Ukrayna tahılı için ihraç koridorlarını açma çabalarını destekliyoruz. Müzakereler uzun süredir devam ediyor ve gidip geliyor. Bir anlaşma sağlanmasını dünya için ümit etmek lazım. Rusya, güvenli nakliyata imkan vermesi ve aynı zamanda inandırıcı bir şekilde böyle bir koridoru işgal için kullanmayacağı güvencesi vermelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Scholz, Ukrayna limanlarına ulaşım için Birleşmiş Milletler misyonunun görev almasının düşünülüp düşünülmeyeceği sorusuna, bu konuların tümünün şu anda müzakere edildiği, ancak bunlar hakkında kamuoyu önünde spekülasyon yapmanın bu zorlu müzakereleri olduğundan daha da karmaşık hale getireceği yanıtını verdi.

– G7 Zirvesi

Şansölye Scholz, Almanya’nın dönem başkanlığında 26-28 Haziran’da Bavyera eyaletindeki Elmau Sarayı’nda yapılacak G7 Zirvesi’nde ele alınacak konular arasında iklim değişikliği, dijitalleşme ve demokrasinin olacağını ifade etti.

Bu zirveden bir birlik sinyali çıkmasından çok memnun olacağını belirten Scholz, “Zirve demokrasi dünyasına yeni bir bakış getirmek için bir başlangıç ​​noktası olabilirse bu, özel bir başarı olur.” diye konuştu.

Dünyanın 30 yıl sonra bugün olduğundan daha fazla çok kutuplu olacağını söyleyen Scholz, “Birçok güç merkezi olacak. Sadece iki veya üç değil. Buna rağmen bu dünyanın birlikte çalışmasını ve burada demokrasilerin merkezi rol oynamasını başarırsak bu, ileriye doğru büyük bir adım olur.” dedi.

Scholz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Mario Draghi ile Ukrayna’nın başkenti Kiev’e yaptığı ziyarete de değinerek, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın korkunç yıkımları geride bıraktığını, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya saldırma kararıyla korkunç bir suçu üzerine aldığını kaydetti.

Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’da yaşam maliyetini her geçen gün artırıyor
Berlin

Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa’da yaşam maliyeti krizini körüklemeye devam ediyor.

Avro Bölgesi’nde savaşla ivmelenen enerji ve gıda fiyatları, enflasyonu mayısta yüzde 8,1 ile 1997 yılından bu yana en yüksek seviyeye çıkarırken, bu oranın Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından belirlenen hedefin 4 katından fazla olması dikkati çekti.

Batılı ülkelerin Rusya’ya yönelik sert ekonomik yaptırımlarına rağmen Ukrayna’da savaş devam ederken, küresel arza ilişkin endişelerin ve maliyetlerin yükselmesiyle gıda fiyatlarındaki keskin artış da sürüyor.

Avrupa ülkelerini de etkileyen savaş nedeniyle başta un ve ayçiçeği yağı olmak üzere Avrupa’da temel gıda ürünlerinde fiyat artışları ve bazı ürünlerde tedarik sıkıntısı yaşanıyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, küresel gıda fiyatları, Rusya-Ukrayna savaşından bu yana en yüksek seviyelerine ulaştı.

Avrupa’nın “tahıl ambarı” olarak bilinen Ukrayna’nın Rusya ile savaşta olması, buğday fiyatlarını son yılların en yüksek seviyesine çıkarırken, bu durum ekmek, makarna ve bisküvi gibi ürünlerin fiyatını artırdı.

Yaklaşık yüzde 70’i verimli topraklarla kaplı olan Ukrayna’nın 32 milyon hektarlık ekilebilir araziye sahip olduğu biliniyor. Bu oran, tüm Avrupa Birliği’ndeki (AB) ekilebilir arazinin üçte birine tekabül ediyor. Rusya ve Ukrayna, dünya buğdayının yaklaşık yüzde 14’ünü üretiyor ve bu oran, küresel buğday ihracatının neredeyse üçte birini oluşturuyor.

Ukrayna’nın Karadeniz’deki başlıca limanları Rus ablukası ile karşı karşıya bulunurken, bu durum, ülkeden daha az buğdayın ihraç edilmesine sebep olarak arzın kıtlaşmasına ve fiyatların yükselmesine neden oluyor.

Tahıl, yaşam için önemini korumaya devam ederken, Avrupalı siyasetçiler, Rusya’yı “enerji” ve “gıdayı” silah olarak kullanmakla suçluyor. AB liderleri, Ukrayna’daki savaşın Afrika ve Orta Doğu’dan Avrupa’ya büyük bir göç dalgasına neden olacak gıda kıtlığı krizini tetikleme riski taşıdığını da savunuyor.

Buğdayın fiyatı tarihi seviyelere ulaşırken, ayçiçeği yağı ve soya fasulyesinde “kıtlık riskinin” halen olduğu belirtiliyor. Gübre fiyatları da artmaya devam ediyor. Yaşanan gelişmeler diğer ülkelerin, tarım sektöründe başlıca tedarikçi ülkeler olan Rusya ve Ukrayna’ya ne kadar bağımlı olduğunu gösteriyor.

Avrupa’nın bazı ülkelerinde un ve ayçiçeği ürünlerinin yer aldığı raflar boş olmaya devam ediyor. Söz konusu ürünler bazı ülkelerde hala yüksek fiyatlarla satışa sunuluyor.

Artan enerji, gaz ve akaryakıt fiyatları nedeniyle zor durumda olan Avrupalı tüketiciler, temel gıdalardan yağ ve unda tedarik sıkıntısının yanı sıra ciddi oranda artan fiyatlarla da karşı karşıya kaldı.

Raflar hemen boşaltılıyor

Savaştan önce 1,50 avronun altında olan ayçiçeği yağının litresi, tedarik sıkıntısı ve fiyatların yükseleceği endişesiyle talebin artması sonucu 5 avronun üzerine çıktı. Söz konusu artışta; ayçiçeği yağının en çok ithal edildiği Ukrayna’dan yağın tedarik edilememesi etkili olurken, bu durum, gıda şirketlerini de patates cipsinden kurabiyelere kadar çeşitli ürünlerde palmiye yağı gibi daha az tercih edilen alternatiflere yönlendiriyor.

Son günlerde fiyatların biraz gerilmesine karşın insanların evlerinde stok yapmaya devam etmesi nedeniyle ayçiçeği yağı ve un ile doldurulan raflar hemen boşaltılıyor. Bazı marketler, bu sorunun önüne geçmek için ayçiçeği yağı ve un satışlarına kişi başı sınırlandırmasını devam ettiriyor.

Avrupa’nın önde gelen gıda perakende zincirleri diğer ürünlerde maliyet artışları nedeniyle fiyatlarını düzenli olarak yükseltirken, fiyat artışları tüketiciler için endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

FAO’ya göre, Rusya ve Ukrayna, dünya ayçiçeği yağı ihracat pazarının yüzde 52’sini oluşturuyor.

Yiyecek ve içecek fiyatlarındaki artıştan en çok kıtadaki savunmasız haneler etkileniyor. Yüksek fiyat artışları en çok et, tahıl ürünleri, süt ürünleri, meyve ve sebzede olurken, Avrupa’da gıda enflasyonunun bu yaz zirve yapması, yüksek seviyelerin 2023’e kadar devam etmesi bekleniyor.

Enerji fiyatlarındaki artış

Moskova, küresel enerji piyasalarında önemli bir oyuncu olarak kendini konumlandırıyor.

Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa’da yaşam maliyeti krizini tetiklediği ikinci büyük alan enerji olarak dikkati çekiyor.

Rusya, dünyanın en büyük üç ham petrol üreticisinden biri ve dünyanın kanıtlanmış doğal gaz rezervlerinin (yaklaşık 38 trilyon metreküp) yaklaşık dörtte birine ev sahipliği yapıyor.

İngiltere ve ABD, Rusya’nın savaşı finanse etme yeteneğini engellemek amacıyla Rus enerjisini ithal etmeyi durdururken, AB de bu konuda bazı girişimler başlattı.

Savaş; ticaret ve üretim kesintilerinin yanı sıra enerji fiyatlarının keskin şekilde artmasına neden oldu.

Dünya Bankası ortalama enerji fiyatlarının bu yıl yüzde 50 artacağı öngörüsünde bulunurken, bunun 1970’lerden bu yana en büyük artış olacağı belirtiliyor.

Uzmanlar, bu durumu “Yaşanmakta olan şeyi, ucuza üretme yeteneğinin ortadan kalktığı ve ekonominin gerildiği 1970’ler tarzı bir ekonomik şok.” olarak tanımlıyor.

Savaştan önce varil başına 90 dolar seviyesinde işlem gören ham petrol fiyatları, bugün 120 dolar seviyesinden alıcı buluyor.

Kovid-19 sonrası talep artışı

Salgının devam eden etkisinin yanı sıra artan gıda ve enerji fiyatları, yaşam maliyetlerindeki artışın tek nedeni değil…

Kovid-19 salgınından sonra ekonomik faaliyetlerin tekrar tam olarak başlaması Avrupa’da yaşam maliyeti krizinin ivmelenmesine katkıda bulundu.

Salgın kaynaklı kısıtlamaların martta kaldırılmasıyla talep hızla arttı. Bu durum, küresel tedarik zincirleri üzerinde baskı oluşturarak mal ve hizmetlerde fiyat artışlarına neden oldu.

Rusya’dan doğal gaz tedariki durursa maliyetler daha da artabilir

Avrupa’da tarım ve gıda sektöründe faaliyet gösteren birçok şirket, gıda veya hayvan yemi üretebilmek için gaz arzına bağımlı olurken, Rusya’dan doğal gaz tedarikinin aniden durmasının tarım sektörüne etkisi tartışılıyor.

Avrupa’nın en büyük nüfusuna sahip Almanya’da tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (tarım ÜFE), nisanda yüzde 39,9 artarak 1961’den bu yana 2 aydır art arda en yüksek yıllık artışı kaydetti.

Rusya’dan gelen doğal gazın durması halinde daha fazla fiyat artışının yanı sıra münferit gıda maddelerinin tedarikinde de dar boğaz yaşanması bekleniyor.

Gaz arzı sorunları esas olarak sebze mahsullerini etkileyecek. Seralarda yetiştirilen ev ve balkon bitkilerinin arzının bu durumdan etkilenebileceği belirtiliyor.

Bu arada, Ukrayna’da savaşla birlikte gıda güvenliği konusundaki endişeler artarken, AB, pestisitlerin sürdürülebilir kullanımı gibi iklim politikalarını askıya almak zorunda kalıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy: Küresel gıda krizini Rusya kışkırttı
Kiev

Zelenskiy, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Werner Iohannis, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve İtalya Başbakanı Mario Draghi ile başkent Kiev’de yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi.

Rusya’nın Ukrayna’da saldırılara devam ettiğini belirten Zelenskiy, “Ukrayna ve sivillere karşı fırlatılan çeşitli Rus füzelerinin toplam sayısı bu ay 3 bine yaklaşabilir. Füzelerin birçoğu sivil altyapılara yönelik fırlatıldı.” diye konuştu.

Zelenskiy, “Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı, tüm Avrupa’ya her birimize, değerlerimize yönelik saldırganlıktır. Buna birleşerek cevap vermeliyiz.” ifadesini kullandı.

Ukrayna’nın savaşmak için silaha ihtiyacı olduğuna işaret eden Zelenskiy, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ağır silah, modern çok namlulu roketatar ve hava savunma füze sistemleri sevkiyatı bekliyoruz. Bu silahların her partisi, kurtarılan insan hayatı demektir. Bu konuda geciken veya ertelenen kararlar, Rus ordusunun Ukraynalıları öldürmesi ve şehirlerimizi yok etmesi için fırsat yaratıyor. Ne kadar fazla silah alırsak, halkımız ve topraklarımızı o kadar hızlı kurtarabiliriz. Ukrayna halkının birçoğu, topraklarımızın kurtarılmasını bekliyor.”

“Rusya, limanlar üzerindeki ablukayı durdurmalı”

Küresel gıda krizine de değinen Zelenskiy, “Bu krizi, Rusya kışkırttı. Ukrayna’dan gıda sevkiyatı yapılamayan Afrika ve Asya ülkelerinde Rusya’nın açlık ve siyasi kaosu yaratma yönündeki planını önlemek için elimizden geleni yapmalıyız.” dedi.

Limanlar üzerindeki engeli kaldırmak için elinden geleni yaptıklarını dile getiren Zelenskiy, “Ancak bu ablukayı, başlatan Rusya durdurmalıdır.” ifadesini kullandı.

“Rusya’ya yönelik 7. yaptırım paketinin uygulanması gerekiyor”

Zelenskiy, Batı ülkelerinin savaş nedeniyle Rusya’ya yönelik yaptırımlar uyguladığına dikkati çekerek, “Rusya’ya yönelik 7. yaptırım paketinin uygulanması konusunda anlaşmaya varılması gerekiyor.” diye konuştu.

Ukrayna ve Rusya arasındaki müzakere sürecine değinen Zelenskiy, “Rusya’nın bu müzakerelere hazır olmadığını ve barış istemediğini” vurguladı.

Ülkesinin Avrupa Birliği (AB) aday ülke statüsüne destek beklediklerini dile getiren Zelenskiy, bunun “Avrupa’nın özgürlüğünü güçlendirebileceğini” belirtti.

Tarım ve Orman Bakanlığından yurt dışında planlanan yatırımlara ilişkin açıklama
Ankara

Bakanlığın sosyal medya hesabından, yurt dışında yapılması planlanan tarım ve gıda ürünleri yatırımlarına ilişkin açıklamada bulunuldu.

Açıklamada, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun 7 Haziran’da Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretin verimli geçtiği belirtilerek, iki ülke arasında 3 ayrı iş birliği anlaşması imzalandığı anımsatıldı.

Söz konusu anlaşmalardan birinin de “Bitki Koruma ve Karantina Alanında İş Birliği Mutabakat Zaptı” olduğu hatırlatılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmeler esnasında ve sonrasında, imza töreninde Maduro’nun Türk yatırımcıları kendi ülkesine yatırım yapmak üzere davet ettiğine işaret edildi.

Açıklamada, Venezuela Üretken Tarım ve Araziler Bakanı Wilman Castro Soteldo’nun Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci’ye “Türk yatırımcıların Venezuela’da 400 bin hektar tarımsal alanda yatırım yapabileceklerini” ilettiği aktarılarak şunlar kaydedildi:

“Yapılan teklife göre, Venezuela’da Türkiye için ayrılan ve ‘Turkish land’ olarak adlandırılan bölgede tarımsal yatırım yapılması ve elde edilecek hasılatın yüzde 70’inin yatırımcıya, geri kalan yüzde 30’luk kısmının da Venezuela’ya bırakılması ifade edilmiştir. Yatırımcının elde edeceği hasılatın Türkiye’nin ihracatı için de kullanılabileceği kaydedilmiştir.”

“Türkiye ihtiyacı rahatlıkla karşılayabilecek durumda”

Türkiye’nin sahip olduğu tarım arazisi varlığı ve tarımsal üretimine ilişkin bilgilerin de bulunduğu açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye 23,4 milyon hektar işlenen tarım arazisi varlığı ve her geçen gün artan tarımsal üretimi sayesinde 85 milyon nüfusunu, yaklaşık 5 milyon geçici koruma statüsündeki sığınmacıyı ve hedeflenen en az 50 milyon turistin ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilecek durumdadır. Türkiye aynı zamanda dünyanın en önemli tarım ve gıda ürünleri ihraç eden ülkeleri arasındadır.”

Açıklamada, tarımsal hasıla bakımından ülkenin Avrupa’da birinci olduğu vurgulanarak, “Bakanlığımızca yürütülen çalışmalar ve üretime yönelik teşvikler ile çok sayıda tarım ürününde de dünyada liderliğimiz devam etmektedir. Türkiye, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2020 yılı verilerine göre dünya bitkisel ürünler üretiminde 12’nci, sebze üretiminde 4’üncü ve meyve üretiminde ise 6’ncı sıradadır.” ifadesi kullanıldı.

“Yaklaşık 41 ülke başka ülkelerde arazi kiralıyor”

Birçok ülkenin gelecekteki tarım ve gıda ürünü ihtiyaçlarını temin etmek için farklı ülkelerde tarımsal faaliyetlerde bulunduğu belirtilen açıklamada, Dünya Ticaret Örgütünün raporlarına göre yaklaşık 41 ülkenin başka ülkelerde arazi kiraladığı, 62 ülkenin de arazilerini başka ülkelere kiraladığı veya sattığı ifade edildi.

İngiltere’nin başta Afrika’da olmak üzere 4,4 milyon hektar arazi kiraladığı kaydedilen açıklamada, şu bilgiler yer aldı:

“ABD’nin aynı yöntemle kiraladığı arazilerin büyüklüğü 3,7 milyon hektardır. İngiltere’nin kiraladığı arazilerin büyüklüğü Danimarka’nın yüzölçümüne eşitken, ABD, İsviçre ve Çin’in Moldova büyüklüğünde kiraladığı tarım arazileri vardır. Afrika’nın en yoksul ülkelerinden Kongo 8,1 milyon, Endonezya 7,1 milyon, Filipinler 5,2 milyon ve Sudan 4,7 milyon hektar arazi kiralamış veya satmıştır.”

Açıklamada, kendi ülkeleri dışında tarımsal yatırım yapan ülkelerin bu yatırımlarını mevcut tarım ve gıda ürünleri ihtiyacı için değil gelecekte dünya gıda piyasasında söz sahibi olmak için yaptıklarına işaret edildi.

“Ülkeler yatırım konusunda Türkiye’ye kendileri teklifte bulunuyor”

Türkiye’nin tarihi misyonu gereği tarımsal yatırım yaptığı ülkelere sömürgeci bir prensiple yaklaşmadığı, aksine kazan-kazan prensibiyle yaklaştığı vurgulanan açıklamada, şu değerlendirmede bulunuldu:

“Her şeyden önemlisi, tarım ve gıda ürünü yatırımlarına ihtiyaç duyan ülkeler yatırım konusunda Türkiye’ye bizzat kendileri teklifte bulunmaktadır. Bu ülkeler Türkiye’nin bu konudaki tecrübesine ve üretkenliğine sonuna kadar güvenmektedir. Nüfusu 2050’li yıllarda 100 milyonun üzerine çıkması beklenilen Türkiye’nin, 2053 vizyonunun da bir gereği olarak tarımsal üretimini artırması aklın ve bilimin bir gereğidir. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da Bakanlığımız hem yurt içinde hem de yurt dışında tarımsal alanda yatırım yapan yatırımcılarımızın yanında olmaya devam edecektir.”

Tarımda iklim dostu yeni üretim ve destekleme modelleri uygulanacak
Ankara

AA muhabirinin Bakanlıktan edindiği bilgiye göre, küresel ısınma ve iklim değişikliği etkisini artırırken dünyanın ortalama sıcaklığı sanayi devriminden bu yana 1,1 derece yükseldi.

Geçen yıl dünya çapında afetlerden kaynaklı 210 milyar dolar ekonomik kayıp yaşanırken, bunun yüzde 60’ını oluşturan 126 milyar dolarlık kısmı tarım sektöründe gerçekleşti.

Türkiye de su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alırken, nüfus artışı ve iklim değişikliğiyle 2040’ta kişi başına düşen su miktarında yüzde 17 azalış bekleniyor.

İklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına çalışılıyor

Bakanlık, son yıllarda iklim değişikliğine yönelik çalışmalarına hız verdi.

Bu kapsamda, su kısıtı olan havzalarda, su tüketimi az ürünlere, daha yüksek destek sağlanırken, çevreyi koruyan tarımsal üretim yöntemlerine ağırlık veriliyor.

Son 10 yılda sağlanan destekler ve eğitim çalışmalarıyla iyi tarım üretim alanı 42 kat artışla 2,6 milyon dekara, organik tarım üretim alanı ise 2,5 kat artışla 3,9 milyon dekara çıkarıldı, iklimsel faktörlere bağlı olarak verim kaybı yaşayan çiftçilere 2,6 milyar lira ödeme yapıldı.

Bakanlık tarafından, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve ilgili akademisyenlerle düzenlenen “İklim Değişikliği ve Tarım Çalıştayı”nda alınan sonuçlar sahada adım adım uygulanıyor.

Çalıştay sürecinde, 2021’de Bakanlığa sunulan damla ve yağmurlama sulama projelerinin tamamına yüzde 50 hibe sağlandı.

2021-2027 dönemi için IPARD-Çevre Tedbiri’ne, yağmur hasadı, rüzgar perdesi, organik tarım, su ve rüzgar erozyonunu önleyen çevre dostu tarımsal uygulamalar dahil edilirken, bu uygulamalar için toplam 14 milyon avro hibe sağlanacak.

Bu kapsamda, Bakanlık öncülüğünde “Tarım Sektöründe İklim Değişikliğine Uyum Eylem Planı” oluşturulacak. İklim dostu tarımsal destekleme ve ekosistem odaklı gıda üretim modelleri hayata geçirilecek. Bu çerçevede Bolu’da örnek proje uygulamaya alındı.

Ayrıca, “Bozkır Ekosistemlerinde İklim Değişikliğine Ekosistem Tabanlı Uyum Stratejisi” uygulanacak. Basınçlı modern sulama yöntemlerinin desteklenmesine ve yaygınlaştırılmasına devam edilecek.

Tarımsal sulamada suyun tasarruflu kullanımının çiftçiye anlatılması amacıyla geliştirilen “Uygulamalı Çiftçi Okulları Projesi” ülke genelinde yaygınlaştırılacak.

Tüm bu çalışmaların yanı sıra kuraklığa ve soğuğa toleranslı yeni tohum çeşitleri geliştirilecek ve hastalıklara dayanıklı çeşitlerinin kullanım alanları artırılacak.

Ukrayna’dan gıda krizine karşı 2 ülkeye tahıl koridoru

Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaş, tüm dünyaya zarar vermeye devam ediyor. Dünyanın dördüncü büyük tahıl ihracatçısı olan Ukrayna, savaş nedeniyle tahıl ihraç edemiyor. Bu durum dünyada büyük bir gıda krizini tetiklerken, Ukrayna İçişleri Bakanı Dmitro Senik, Polonya ve Romanya’ya doğru 2 tahıl koridoru açıldığını bildirdi. Rus saldırıları nedeniyle, Ukrayna’nın Karadeniz’de tahıl ihracatını durdurmak zorunda kaldığını, bunun da fiyatları yükselterek küresel gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirten Senik, Baltık ülkeleri ile üçüncü bir tahıl koridoru açılması için görüştüklerini açıkladı.

“Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz”

Polonya ve Romanya’ya ne kadar tahıl ihraç edildiği veya edileceği hakkında detay vermeyen Senik, “Bu rotalar mükemmel değil, çünkü belirli darboğazlar oluşturuyor. Ancak bu arada rotaları geliştirmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” ifadelerini kullandı.