Bingöllü baba ömrünü engelli 3 çocuğu ve hasta eşine adadı
Bingöl

Bingöl’ün Solhan ilçesinde yaşayan 66 yaşındaki Şefik Ayceman, zihinsel engelli 3 çocuğu ile kısmi felçli ve konuşamayan eşine özenle bakıyor.

Halime Pınar Mahallesi’nde ikamet eden Şefik Ayceman, kalp, şeker ve KOAH rahatsızlığı olan eşi Fehmiye Ayceman’ın zihinsel engelli üç çocuğuna bakamaması nedeniyle 1993 yılında 20 yıllık değirmencilik mesleğini bırakmak zorunda kaldı.

Yaşamını çocukları ve eşinin mutluluğuna adayan Ayceman, 29 yıldır evlerinde büyüğü 41 diğerleri 39 ve 32 yaşındaki zihinsel engelli çocukları ve hasta eşinin bütün ihtiyaçlarıyla tek başına ilgileniyor.

Yıllardır yaşamı hastane ve ev arasında geçen Ayceman, çocukları Ferhat, Fatih ve Yusuf ile eşinin tüm gereksinimlerinin sağlanması için çaba sarf ediyor.

Çocuklarına sabır ve şefkatle bakan Ayceman, evde yemek hazırlıyor, temizlik yapıyor, bulaşıkları yıkıyor.

Yaşına rağmen enerjisiyle bütün işlerin üstesinden gelmeyi başaran Şefik Ayceman, çocuklarını ve eşini hiç yalnız bırakmıyor.

Yaşadığı sıkıntılara rağmen yüzündeki tebessümü kaybetmeyen Ayceman, ailesine gösterdiği özenle herkese örnek oluyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Şehit Seyithan Özdemir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü ekipleri de aileyi düzenli olarak ziyaret ediyor ve onlara desteklerini sunuyor.

Eşini ve çocuklarını yalnız bırakmıyor

Şefik Ayceman, AA muhabirine, mesleğini bıraktıktan sonra yaşamının sadece ailesi ve evi olduğunu anlatarak, “Sürekli evdeyim, yemek ve temizlikle günüm geçiyor. Bir gün evdeyim, bir gün hastanedeyim. Bulaşıkları yıkıyorum, duşlarını aldırıyorum. Eşimi, çocuklarımı yalnız bırakmam mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

“İsyan etmedim”

Eşi ve çocuklarının hastalıklarından dolayı 20 yıldır sürekli hastanelerde olduğunu ifade eden Ayceman, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Eşim ayağa kalktığı zaman düşebilir, eli, ayağı kırılabilir. Eşimin ve çocuklarımın bütün ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Rızkı veren Allah’tır. Eşim tek başına ihtiyaçlarını gideremiyor, ben de zorlanıyorum. İsyan etmedim, Allah’tan gelen bir şeydir. Çocuklarımızdan Ferhat çok fedakarlık yapıyor. Hastanede bu durumda bir kadını gördüm ve ben de ona ağladım. Çocuklarım dışarıda sakin, şimdiye kadar kimseden bir şikayet gelmedi. Bizden beterleri var. Ama ne olursa olsun analar ve babalar fedakarlık yapsın isyan etmesin. Allah kaderi nasıl yazmışsa öyledir. Allah herkese şefkat ve merhamet versin. Anne ve babaların içerisine bu şefkati atsın da çocuklarına iyice baksın.”

“Gerçekten fedakar bir baba”

Solhan Şehit Seyithan Özdemir Sosyal Hizmetler Merkezi Müdürü Seyfettin Özdemir de engelli ve yaşlı vatandaşları sürekli ziyaret ettiklerini anlattı.

Özdemir, “Biz de kendilerine destek veriyoruz. Babalar Günü dolayısıyla da Şefik amcamızı ziyaret ettik. Gerçekten fedakar bir babadır. ” diye konuştu.

Evlat edindikleri engelli Uğur’a 27 yıldır şefkatle bakıyorlar
Afyonkarahisar

Mehmet ve Yıldız Değer çiftinin 34 yıllık evliliklerinden çocukları olmadı. Evlat hasreti çeken çift, henüz 2 aylıkken anne ve babası hayatını kaybeden Uğur’u 27 yıl önce bir tanıdıkları aracılığıyla evlat edindi.

Hareketlerindeki değişikliğin fark edilmesi üzerine doktora götürülen Uğur’un yüzde 88 bedensel engelli olduğu anlaşıldı.

O günden sonra Uğur’un daha çok üzerine titreyen Değer çifti, çocuklarının yemesinden içmesine kadar her şeyiyle ilgileniyor.

Çiftin desteğiyle üçüncü katta bulunan asansörsüz evlerinden merdivenlere oturup ellerini kullanarak aşağıya inebilen Uğur, konuşamasa da sevgisini hareketleriyle anne ve babasına gösterebiliyor.

Değer çifti ise adeta bir bebek gibi ilgilendikleri oğullarının mutluluğu için ellerinden geleni yapıyor.

“Onsuz olmayı düşünemiyorum, iyi ki hayatımıza girdi”

Yıllarca huzurevinde çalıştıktan sonra emekli olan 53 yaşındaki Mehmet Değer, AA muhabirine, 24 saat oğlunun yanında olduğunu, bir an bile olsa hiç ayrılmadıklarını söyledi.

Sıkılmaması için oğlunu sürekli gezdirdiğini aktaran Değer, şöyle konuştu:

“Uğur’un bütün bakımı bana ait. Oğlum şu an 27 yaşında, doğuştan engelli. Tekerlik sandalyesi var. Onu her gün gezdiriyorum. Bana çok düşkün, görmediğinde huzursuz oluyor. Henüz 2 aylıkken evlat edindiğimiz oğlumuz hayatımıza renk kattı. Eşim çalıştığı için Uğur’a ben bakıyorum. Beni görenler çok takdir ediyor. Uğur’a bebek gibi bakıyorum. Onsuz olmayı düşünemiyorum, iyi ki hayatımıza girdi.”

“Benim için Uğur dendiği zaman akan sular durur”

Uluslararası Engelliler Yaşlılar Kimsesizler Federasyonu Afyonkarahisar İl Temsilcisi de olan 53 yaşındaki Yıldız Değer, çocuk sahibi olamayınca uzun bir süre tedavi gördüklerini, sonuç alamayınca bir çocuğu sahiplenmek istediklerini kaydetti.

Evlerine neşe katan Uğur ile gerçek bir aile olduklarını vurgulayan Değer, “Benim için Uğur dendiği zaman akan sular durur. Bizim için normal çocuktan hiç bir farkı yok. Eşim ile oğlum arasındaki diyalog çok güzel. İkisi ayrılmaz ikili. Yine dünyaya gelsek, yine Uğur’un anne ve babası olmayı isteriz. Biz onunla mutluyuz. Rabb’im bizi ayırmasın.” diye konuştu.

Evlatlık edindikleri engelli Uğur’a 27 yıldır şefkatle bakıyorlar
Afyonkarahisar

Mehmet ve Yıldız Değer çiftinin 34 yıllık evliliklerinden çocukları olmadı. Evlat hasreti çeken çift, henüz 2 aylıkken anne ve babası hayatını kaybeden Uğur’u 27 yıl önce bir tanıdıkları aracılığıyla evlat edindi.

Hareketlerindeki değişikliğin fark edilmesi üzerine doktora götürülen Uğur’un yüzde 88 bedensel engelli olduğu anlaşıldı.

O günden sonra Uğur’un daha çok üzerine titreyen Değer çifti, çocuklarının yemesinden içmesine kadar her şeyiyle ilgileniyor.

Çiftin desteğiyle üçüncü katta bulunan asansörsüz evlerinden merdivenlere oturup ellerini kullanarak aşağıya inebilen Uğur, konuşamasa da sevgisini hareketleriyle anne ve babasına gösterebiliyor.

Değer çifti ise adeta bir bebek gibi ilgilendikleri oğullarının mutluluğu için ellerinden geleni yapıyor.

“Onsuz olmayı düşünemiyorum, iyi ki hayatımıza girdi”

Yıllarca huzurevinde çalıştıktan sonra emekli olan 53 yaşındaki Mehmet Değer, AA muhabirine, 24 saat oğlunun yanında olduğunu, bir an bile olsa hiç ayrılmadıklarını söyledi.

Sıkılmaması için oğlunu sürekli gezdirdiğini aktaran Değer, şöyle konuştu:

“Uğur’un bütün bakımı bana ait. Oğlum şu an 27 yaşında, doğuştan engelli. Tekerlik sandalyesi var. Onu her gün gezdiriyorum. Bana çok düşkün, görmediğinde huzursuz oluyor. Henüz 2 aylıkken evlat edindiğimiz oğlumuz hayatımıza renk kattı. Eşim çalıştığı için Uğur’a ben bakıyorum. Beni görenler çok takdir ediyor. Uğur’a bebek gibi bakıyorum. Onsuz olmayı düşünemiyorum, iyi ki hayatımıza girdi.”

“Benim için Uğur dendiği zaman akan sular durur”

Uluslararası Engelliler Yaşlılar Kimsesizler Federasyonu Afyonkarahisar İl Temsilcisi de olan 53 yaşındaki Yıldız Değer, çocuk sahibi olamayınca uzun bir süre tedavi gördüklerini, sonuç alamayınca bir çocuğu sahiplenmek istediklerini kaydetti.

Evlerine neşe katan Uğur ile gerçek bir aile olduklarını vurgulayan Değer, “Benim için Uğur dendiği zaman akan sular durur. Bizim için normal çocuktan hiç bir farkı yok. Eşim ile oğlum arasındaki diyalog çok güzel. İkisi ayrılmaz ikili. Yine dünyaya gelsek, yine Uğur’un anne ve babası olmayı isteriz. Biz onunla mutluyuz. Rabb’im bizi ayırmasın.” diye konuştu.

İlkokul öğrencileri görme engelli çocuklar için dünya klasiklerini seslendirdi
İstanbul

Beylikdüzü’nde ilkokul öğrencileri, görme engelli çocuklar için dünya çocuk klasiklerinden seslendirdikleri 19 eserle dijital kütüphane oluşturdu.

Neşe Sever İlkokulu 3. ve 4. sınıf öğrencilerine, Harezmi Eğitim Modeli kapsamında, görme engelli ve diğer öğrencilerin dinletisine sunulması için kitapların seslendirilmesi konusunda, rehber öğretmen Arzu Denli, 3. sınıf öğretmeni Emrah Hazoğlu ve 4. sınıf öğretmeni Sevda Vural özveriyle çalışarak katkıda bulundu.

İşitme engelli öğrenciler için işaret diliyle seslendirdiler

Öğrencilerin görme engelli çocuklar için seslendirdiği eserleri okulun internet sitesinde ve sosyal medya hesabında paylaşarak dijital kütüphane kurmalarıyla hayata geçirdiği proje velileri duygulandırdı.

Dünya çocuk klasiklerinden 19 eseri seslendiren öğrenciler, aynı zamanda Yeşilçam filmlerinin ünlü şarkılarından “Sev Kardeşim”i işaret diliyle söyleyerek, işitme engelli öğrenciler için de empati kurma ve “görmezden gelme/duymazdan gelme” mesajını vererek farkındalık oluşturuyor.

“Onların hayatına küçük bir dokunuş yapabildiysek ne mutlu bize”

Neşe Sever İlkokulu rehber öğretmeni Arzu Denli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Harezmi Projesi’nin öğrencilerin hayatın içinden seçtiği bir problemi kavrayıp analiz ettiği, çözüm yollarını bulup uyguladığı ve değerlendirdiği bir süreç olduğunu söyledi.

Proje kapsamında öğrencilerin bilimsel araştırma yöntemlerini kullandıklarını ve disiplinler arası bütünleşik bir çalışma yürüttüklerini aktaran Denli, Neşe Sever öğrencilerinin de ilkokul çağındaki görme engelli öğrenciler için dünya çocuk klasiklerini seslendirdiklerini ve dijital kütüphane oluşturduklarını ifade etti.

Denli, kütüphaneye okulun internet sayfası ve YouTube kanalından ulaşılabileceğini dile getirerek, “Onların hayatına küçük bir dokunuş yapabildiysek ne mutlu bize. Harezmi Projesi’nde ana okulu öğrencileri kendi aralarında, 1. ve 2. sınıf öğrencileri ortaklaşa bir proje hazırlayabilirler. Bizim okulumuzda ise bu yıl 3. ve 4. sınıf öğrencileri projemizi hazırladı.” dedi.

Denli, öğrencilerin dünya çocuk klasiklerinden eserleri seslendirirken izledikleri metotla ilgili şunları anlattı:

“Öğrencilerimiz dünya çocuk klasiklerinden birer kitap seçti. Sesli kitap uygulamalarını tanıdı, bunlarla ilgili kısa eğitimler aldı. Ardından seçtikleri kitapları seslendirerek dijital kütüphane oluşturdu.”

Arzu Denli, öğrencilerin Harezmi Projesi süresince bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak problem çözmeyi öğrendiklerini belirterek, proje çerçevesinde okulda iki yıldır çalışmalar yapıldığını kaydetti.

3. Sınıf Öğretmeni Emrah Hazoğlu da eserleri seslendirirken öğrencilerden öncelikle demolar alarak onları değerlendirdiklerini belirtti.

Ardından uygun olanları ayırıp montajladıklarını dile getiren Hazoğlu, “Olmayanların da püf noktalarını, okuma kısmı, diksiyon, vurgu ve tonlamaya dikkat etmelerini sağladık. Onları da tekrar bir çekimle hepsini bir araya getirip okulumuzun resmi internet sitesinde ve YouTube sayfasında yayınladık.” diye konuştu.

Öğrenciler Sherlock Holmes ve Küçük Prenses’i seslendirdi

Jules Verne’in “Balonla Beş Hafta” adlı kitabını seslendiren 3. sınıf öğrencisi Meva Söylemez, projede yer almanın kendisi için güzel bir duygu olduğunu söyledi.

Eseri seslendirirken evde sessiz ortamda okumalar yaptığını belirten Söylemez, kitabı seslendirmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Arthur Conan Doyle’un “Sherlock Holmes ve Kızıl Dosya” eserini seslendiren 3. sınıf öğrencisi Doruk Hazoğlu, engelli bireylere yardım ettiği için kendisini mutlu hissettiğini ifade ederek, odasında tek başına çalışarak kitabı birkaç günde bitirdiğini aktardı.

Frances Hodgson Burnett’ın “Küçük Prenses” adlı kitabını seslendiren 4. sınıf öğrencisi Hevindar Işık, anonim masal “Alaaddin’in Sihirli Lambası”nı seslendiren 4. sınıf öğrencisi Elanur Güler, Lewis Carroll’un “Alice Harikalar Diyarı’nda” eserini seslendiren 4. sınıf öğrencisi Aslı Engin, Louisa May Alcott’un “Küçük Kadınlar” adlı kitabını seslendiren 4. sınıf öğrencisi Ayşe Mina Afrın de projede yer aldıkları mutlu olduklarını dile getirdi.

Batman’da hırsızlar engelli vatandaşın akülü aracını çaldı

Alınan bilgiye göre, Batman Güneykent Mahallesinde bir apartmanın zemin katında yaşayan 45 yaşındaki Mehmet Şirin Kartal, akülü engelli aracını bina girişine şarj etmek için bıraktı. Dışarıda şarj olan araç evinin bahçesinden kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından çalındı.

Sandalyesini bahçede şarj etmek için bırakan Kartal, 5 gün önce bahçede akülü engelli aracının çalındığını belirtti. Kartal, “Aracımı şarja bıraktıktan bir saat sonra çocuklara dedim ki hele bir bakın durumu nasıldır. Çocuklar geldi dedi ki baba akülü aracın yerinde değil. Birileri çalmış herhalde. Bir haftadır zor durumdayım. Dışarı çıkamaz oldum. Elim kolun bağlandı. Elim ayağımdı benim akülü aracım. Çok mağdur oldum, çok üzüldüm gerçekten. Yetkililerden ve hayırseverlerden bana akülü yardımı yapmalarını istiyorum” dedi.

Abdulaziz Karataş – Osman Arslan

İLGİLİ HABER

Engelli genci soydu, kendini yerden yere vurdu, kamyonet ezdi Engelli genci soydu, kendini yerden yere vurdu, kamyonet ezdi