ABD’de iklim değişikliğine bağlı doğal felaketler arttı
New York

ABD’de yaz aylarının başlamasıyla bazı bölgelerde yağış ve sel baskını yaşanırken, bazı bölgelerde nem ve aşırı sıcaklar etkili oldu.

İklim değişikliği nedeniyle yaşanan doğal afetler, ulaşımdan turizme, tarımdan hayvancılığa ülkedeki bir çok sektörü olumsuz etkiledi.

Ulusal Hava Servisi, ABD‘deki sıcaklıkların yaz başında tarihi rakamlara ulaştığını raporladı.

Yellowstone Ulusal Parkı’nın da bulunduğu ülkenin kuzeybatı bölgesi, alışılmışın dışında aşırı yağışlar ve sel baskınlarına maruz kaldı.

Bölgede sel nedeniyle yüzlerce ev zarar gördü. Billings şehri, bir süreliğine su şebekesini kapatmak zorunda kaldı.

Tarihi sıcaklıklar ve nem oranları saptandı

Ulusal Hava Servisi uzmanları, ABD’nin özellikle batı bölgesinde atmosferik nehir denilen hava hareketlerinin normalde sonbahar sonu ve ilkbaharın başında yaşandığını, bu sene hesapların tutmadığını ve nemli bir ısı kubbesinin geçtiğimiz hafta boyunca yaklaşık 48 eyalete yayıldığını bildirdi.

Yüksek nemden dolayı bunaltıcı hava sıcaklıklarının yaşandığı ülkenin bazı bölgelerinde termometrelere yansıyan rakamların mevsim normallerinin çok üzerinde seyrettiği vurgulandı.

Kansas Sağlık Departmanının paylaştığı bilgiye göre, eyalette aşırı nemden ölen büyükbaş hayvanların sayısı salı günü itibarıyla 2 bini geçti.

İklim değişikliği etkisi

ABD basınına konuşan iklim uzmanları, ülkede yaşanan normal dışı hava hareketlerinin nedenini iklim değişikliğine bağlarken sera gazı salımının azaltılmaması durumunda hava fenomenlerinin artacağı uyarısında bulundu.

Haberlerde, iklim felaketlerinin çok sık yaşanmaya başladığı, Amerikalıların hayatını alt üst eden bu hava hareketlerine karşı yeterince önlem alınmadığı konusuna değinildi.

Yaz başı itibarıyla yaşanan felaketlerin, yaz ortasında bölgeye göre, kasırga, sel felaketleri, orman yangınları ve kuraklık şeklinde devam etmesinin muhtemel olduğu uyarısı yapıldı.

İklim değişikliğine bağlı kuraklık çölleşme riskini artırıyor
Edirne

Uzmanlar küresel ısınmanın etkilerine karşı üretimden, su kullanımına pek çok alışkanlığın değiştirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Trakya Üniversitesi Doğal Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÜDAM) Müdürü Prof. Dr. Mehmet Ali Kaya, AA muhabirine Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nün farkındalık ve bilinçlenme açısından önemli bir gün olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin 17 Haziran 1994 yılında imzalandığını ve bu tarihten itibaren Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde farkındalık çalışmaları yapıldığını belirten Kaya, 40 maddeden oluşan sözleşmeye Türkiye’nin aynı yıl imza attığını anımsattı.

Çölleşmenin su kaybına bağlı olarak toprağın kuruması ve kuraklık sonucu oluştuğunu dile getiren Kaya, son yıllarda etkisini oldukça hissettiren küresel iklim değişikliğinin çölleşme riskini artırdığını vurguladı.

Çölleşmenin önemli bir sorun olduğuna değinen Kaya, şunları kaydetti:

“Küresel iklim değişikliği nedeniyle onlarca olay tetikleniyor. Kuraklık ve beraberinde çölleşme gerçekleşiyor. Susuzluğun başladığı yerde de çölleşme başlıyor. İklim değişikliği tarihte bildiğimiz Kavimler Göçü gibi göçmen ve mülteci hareketlerine neden olabilir. Burada egemen olan insanoğlunun doğayı ve havayı kirletmesi, havadaki karbondioksit emisyonunu yükselmiş olması. Dolayısıyla çok uzun yıllar sürecek bir noktadayız. Hemen bir çözüm bulmamız mümkün görünmüyor, çölleşme kaçınılmaz olarak gelecek. Su kaynaklarımızı çok iyi şekilde kullanmak durumundayız, üzerinde durmamız gereken konu bu.”

Kuraklık ve kirlilik tatlı su kaynaklarını tehdit ediyor

TÜDAM Yönetim Kurulu Üyesi ve TÜ Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Belgin Elipek ise göl, baraj, nehir ve dere gibi tatlı su kaynaklarının kuraklıktan çok etkilendiğini anlattı.

Suyun yaşam için hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Elipek, “Tatlı su kaynaklarının önemli bölümü zaten kirlilikten etkileniyor. Beraberinde kuraklık olduğu zaman bu kaynaklardan yararlanmamız çok daha minimum düzeye iniyor.” dedi.

Elipek, tatlı su kaynaklarının önemli bir bölümünün tarımda kullanıldığına dikkati çekerek, suyun tasarruflu kullanılması için üretim deseninin gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

İklim değişikliğinin etkilerinin insan ve doğa yaşamına olumsuz etkilerinin arttığını belirten Elipek, kuraklık ve çölleşmenin yakından ilişkili olduğunu dile getirdi.

“Suyumuza sahip çıkalım”

Uzun süreli kuraklıkların yaşanmaya başladığını aktaran Elipek, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Uzun süren kuraklık döneminden sonra ortam çölleşmeye doğru bir yapı göstermeye başlıyor. Buradaki en önemli etkenlerden birisi ormansızlaşma. Kuraklık ve çölleşme gibi durumlar küresel iklim değişikliği nedeniyle karşımıza çıkmakta. Ormansızlaşan alanlarda bu ortamların kendilerini yenileyebilmeleri için ekosistem dengelerinin bozulmuş olması da çölleşmeyi yüksek boyutlara taşıyabilmekte.

Özellikle son dönemlerde atmosferik sıcaklığın artması buharlaşmayı ve fırtınaların gücünü artırıyor. Bu durum topraktan daha da fazla suyun buharlaşmasını sağlıyor. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı süreçler. Küresel iklim değişikliğinin neden olduğu aşırılıklara engel olamıyoruz ama basit tasarruflarla kurak dönemleri atlatmaya çalışmalıyız. Bunun için suyumuza sahip çıkmalı ve her alanda daha tedbirli kullanmalıyız.”

Bakan Murat Kurum: Haliç’i kaderine terk etmeyeceğiz, kaderine terk edilmesine müsaade etmeyece
İstanbul

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Haliç’i kaderine terk etmeyeceklerini ve terk edilmesine müsaade etmeyeceklerini belirterek, “Bu kadar uğraş sonrasında bugün buradaki atık su arıtma tesislerinin iptal edildiğini, yapılmadığını hatta bu projelerin iptal edildiği süreçte de orada çevre konusuyla alakalı da ağaçlardan artış beklendiğini görüyoruz.” dedi.

Bakan Kurum, Gürsoy Grup’un yeni yatırımı macera ve doğa parkı Vialand Parkur’un açılışında yaptığı konuşmada, böyle bir alanın yeniden İstanbul’a kazandırıldığını söyledi.

Buranın en büyük mimarının da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu dile getiren Kurum, “Çünkü burası atıl bir alandı. Bu atıl alanı, Haliç’in yanında, sizin yaşlarınızdaki çocuklar gezemezdi, orada yürüyemezdi. Hem orayı temizledik hem de bu alanı sizlere, Gaziosmanpaşa’mıza, Eyüp’ümüze, İstanbul’umuza kazandırdık.” diye konuştu.

Vialand’ın, Türkiye’nin ilk tema parkı olduğunu, içerisinde gösteri merkezleri, AVM ve yaşam kompleksinin bulunduğunu anlatan Kurum, burada her zaman bir yenileme projesi bulunduğunu dile getirdi.

Kurum, böyle yüzlerce çocuğu bir arada görünce insanın heyecanlandığını kaydederek, “Bir gün sonra karnelerinizi alacaksınız. Sizler bizim geleceğimiz, istikbalimizsiniz. İnşallah bu gözlerinizdeki parıltı hiçbir zaman sönmesin. Sizler dünyamızı güzelleştiriyorsunuz, çocuklarımız yine geleceğimize en güzel şekilde sahip çıkıyor. Bizlerin de amacı gayesi sizlere daha güzel alanlar, daha güzel şehirler sunmak için buradaki ağabeylerinizle birlikte Sayın Cumhurbaşkanımızın bize koymuş olduğu vizyon çerçevesinde gece gündüz çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.

Bir taraftan iklim değişikliğiyle, afetlerle, sellerle mücadele ettiklerine, bir taraftan da kentsel dönüşüm projelerini gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Kurum, Vialand’ın bulunduğu bölgede yaklaşık 4 bin konutluk kentsel dönüşüm projesi olduğunu aktardı.

“Haliç’teki temizliği sürekli hale getirmek zorundayız”

Çocuklarla birlikte parkur alanını gezen Kurum, burada yaptığı açıklamada, Haliç’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye başkanı olduğu dönemde temizlendiğinin altını çizdi.

“Haliç’in hikayesi kolay bir hikaye değil” diyen Kurum, şöyle devam etti:

“Sayın Cumhurbaşkanımız, ilk belediye başkanı olduğu dönemde maalesef Haliç’in yanında yürünemiyordu. Maskelerle geziliyordu. İstanbul’da o zaman promosyonla maske dağıtılıyordu. Sayın Cumhurbaşkanımız, Haliç’in deniz sularıyla birlikte temizlenmesi ve oradaki ekolojik yaşamın yeniden başlatılması amacıyla önemli bir projeyi başlattılar. Oradaki dip çamuru binbir zahmetle taşıyarak bu alan oluşturuldu. Bu alan içerisinde de parklarıyla çocuk oyun alanlarıyla bir yaşam merkezi haline geldi. Bu çerçevede, Haliç artık kıyısında gezilebilir bir alan oldu.”

Kurum, Haliç’i gözü gibi koruduklarını ve korumaya devam edeceklerini vurgulayarak, “Haliç’i kaderine terk etmeyeceğiz, kaderine terk edilmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu kadar uğraş sonrasında bugün buradaki atık su arıtma tesislerinin iptal edildiğini, yapılmadığını hatta bu projelerin iptal edildiği süreçte de orada çevre konusuyla alakalı da ağaçlardan artış beklendiğini görüyoruz. Hayretle bu manzarayı izliyoruz. Bu kadar uğraşla devletin atıl bir alanını kıymetli hale getirip içinde istihdam oluşturan, yine bu alanda çocukların vakit geçirdiği bir proje haline gelmiştir. Haliç’teki temizliği de sürekli hale getirmek zorundayız. Çevre konusu süreklilik arz eden bir konu. Çevre mevzuatı çerçevesinde, doğa hassasiyeti çerçevesinde bu projeleri sürekli hale getirmek, siyasi alanın dışına çıkarmak zorundayız.” açıklamasında bulundu.

Konuşmaların ardından, Bakan Kurum, çocuklarla beraber açılış kurdelesini keserek, toplu fotoğraf çektirdi.

TOKİ’nin gayrimenkul satışlarında tapular e-Devlet’ten alınabilecek
Ankara

AA muhabirinin TOKİ’den aldığı bilgiye göre, İdare tarafından vatandaşlara tapu alımında kolaylık sağlayan uygulama hayata geçirildi.

Buna göre, TOKİ’den gayrimenkul alıp borcunu peşin ödemiş veya bitirmiş, kat mülkiyeti tesis edilmiş gayrimenkul alıcıları, banka ve tapu müdürlüklerine gitmelerine gerek kalmadan tapularını e-Devlet üzerinden alabilecek.

Gayrimenkul alıcısı, taksit ve emlak vergisi borcu bulunmama, DASK yaptırmış olma şartıyla tapu almaya hak kazandığı konut veya iş yeri için e-Devlet sistemi üzerinden başvuru yapabilecek, kendi adına kayıtlı olan konut ve iş yeri bilgilerini görebilecek.

Gayrimenkul alıcısı, e-Devlet üzerinden “TOKİ Tapu Devri İşlemleri” alanına giriş yaparak site yönetiminden aldığı “borcu yoktur” belgesini sisteme yükleyecek. Alıcı, taahhütnameyi onaylayarak başvurusunu tamamlayacak.

Başvurunun kabul edilmesinin ardından tapu müdürlüğü, işlemlerin yürütülmesi sırasında gayrimenkul alıcısına ödemesi gereken ücretleri SMS ile iletecek. Bu ödemelerin yapılması ve işlemlerin tamamlanmasıyla gayrimenkul alıcısı adına tapu tescil işlemi sonuçlanacak.

İşlemi sonuçlanan gayrimenkul alıcıları, e-Devlet üzerinden Web Tapu sistemine girerek tapu kaydına ulaşabilecek. İsteyenler harçlarını yatırıp tapu senetlerini Web Tapu sistemi üzerinden alabilecek.

Başvurunun olumsuz sonuçlanması durumunda ise tapu müdürlüğünden gelen bilgiler, gayrimenkul alıcısına iletilerek sorunun giderilmesi beklenecek. Sorun giderildikten sonra vatandaşlar tekrar aynı şekilde başvuru yapılabilecek.

– Vatandaşlar işlemlerin aşamalarını e-Devlet’ten takip edebilecek

İşlemler sürerken tapu müdürlüğünden iletilen durum bilgisi, bankalar ve e-Devlet üzerinden paylaşılacak. Böylece vatandaşlar, e-Devlet üzerinden işlemin aşamalarını da takip edilebilecek.

İndirim kampanyasında banka kredisi kullanarak borcunu kapatan alıcıların ise banka lehine ipotek onama belgesi imzalamaları gerektiği için bankaya gitmeleri gerekecek.

Bu arada gayrimenkul alıcılarının mağduriyet yaşamamak için banka şubesi veya e-Devlet üzerinden tapu işlemleri için tapularını adlarına tescil ettirmeleri gerektiği hatırlatıldı.

Tarımda iklim dostu yeni üretim ve destekleme modelleri uygulanacak
Ankara

AA muhabirinin Bakanlıktan edindiği bilgiye göre, küresel ısınma ve iklim değişikliği etkisini artırırken dünyanın ortalama sıcaklığı sanayi devriminden bu yana 1,1 derece yükseldi.

Geçen yıl dünya çapında afetlerden kaynaklı 210 milyar dolar ekonomik kayıp yaşanırken, bunun yüzde 60’ını oluşturan 126 milyar dolarlık kısmı tarım sektöründe gerçekleşti.

Türkiye de su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alırken, nüfus artışı ve iklim değişikliğiyle 2040’ta kişi başına düşen su miktarında yüzde 17 azalış bekleniyor.

İklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına çalışılıyor

Bakanlık, son yıllarda iklim değişikliğine yönelik çalışmalarına hız verdi.

Bu kapsamda, su kısıtı olan havzalarda, su tüketimi az ürünlere, daha yüksek destek sağlanırken, çevreyi koruyan tarımsal üretim yöntemlerine ağırlık veriliyor.

Son 10 yılda sağlanan destekler ve eğitim çalışmalarıyla iyi tarım üretim alanı 42 kat artışla 2,6 milyon dekara, organik tarım üretim alanı ise 2,5 kat artışla 3,9 milyon dekara çıkarıldı, iklimsel faktörlere bağlı olarak verim kaybı yaşayan çiftçilere 2,6 milyar lira ödeme yapıldı.

Bakanlık tarafından, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve ilgili akademisyenlerle düzenlenen “İklim Değişikliği ve Tarım Çalıştayı”nda alınan sonuçlar sahada adım adım uygulanıyor.

Çalıştay sürecinde, 2021’de Bakanlığa sunulan damla ve yağmurlama sulama projelerinin tamamına yüzde 50 hibe sağlandı.

2021-2027 dönemi için IPARD-Çevre Tedbiri’ne, yağmur hasadı, rüzgar perdesi, organik tarım, su ve rüzgar erozyonunu önleyen çevre dostu tarımsal uygulamalar dahil edilirken, bu uygulamalar için toplam 14 milyon avro hibe sağlanacak.

Bu kapsamda, Bakanlık öncülüğünde “Tarım Sektöründe İklim Değişikliğine Uyum Eylem Planı” oluşturulacak. İklim dostu tarımsal destekleme ve ekosistem odaklı gıda üretim modelleri hayata geçirilecek. Bu çerçevede Bolu’da örnek proje uygulamaya alındı.

Ayrıca, “Bozkır Ekosistemlerinde İklim Değişikliğine Ekosistem Tabanlı Uyum Stratejisi” uygulanacak. Basınçlı modern sulama yöntemlerinin desteklenmesine ve yaygınlaştırılmasına devam edilecek.

Tarımsal sulamada suyun tasarruflu kullanımının çiftçiye anlatılması amacıyla geliştirilen “Uygulamalı Çiftçi Okulları Projesi” ülke genelinde yaygınlaştırılacak.

Tüm bu çalışmaların yanı sıra kuraklığa ve soğuğa toleranslı yeni tohum çeşitleri geliştirilecek ve hastalıklara dayanıklı çeşitlerinin kullanım alanları artırılacak.

Bakan Kurum: (Ankara’daki sağanak) 106 binamızda hasar tespit çalışmamızı tamamladık
Ankara

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Altındağ, Çankaya, Haymana, Mamak ve Akyurt’taki 14 köyümüzde 106 binamızda hasar tespit çalışmalarımızı da hızlı şekilde tamamladık. Buna göre 3 yıkık, 76 az hasarlı, 27 ağır hasarlı binamız var.” dedi.

Bakan Kurum, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Mamak Mutlu Mahallesi’nde Riskli Alan Dönüşüm Projesi Kura Çekiliş Töreni”nde yaptığı konuşmada, Ankara’da yaşanan selde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.

Belediye başkanlarıyla dün afet alanlarında inceleme yaptıklarını belirten Kurum, şu bilgileri verdi:

“Altındağ, Çankaya, Haymana, Mamak ve Akyurt’taki 14 köyümüzde 106 binamızda hasar tespit çalışmalarımızı da hızlı şekilde tamamladık. Buna göre 3 yıkık, 76 az hasarlı, 27 ağır hasarlı binamız var. Ankaralı kardeşlerimiz müsterih olsun. Selden etkilenen tüm vatandaşlarımızın yaralarını el birliğiyle saracağız. Rabb’im milletimizi böyle afetlerle karşılaştırmasın ve yüreklerimizi yakan böylesi afetlere karşı korusun, muhafaza eylesin.”

Bugünkü toplantının Mamak’ın geleceği için çok önemli olduğunun altını çizen Kurum, 238 yeni konutun kuralarını çekerek, teslim edeceklerini söyledi.

Dünyada tedarik zincirinde yaşanan sıkıntılara rağmen, konutları hızlı şekilde tamamladıklarını vurgulayan Kurum, “Hiçbir şekilde de fiyat artışını sizlere yansıtmadık. Devletimizin desteği ilk başta yüzde 60’lardaydı bugün yüzde 80’lere çıktı.” dedi.

Ankara’nın tüm ilçelerinde binlerce sağlıksız yapıyı dönüştürmeye devam ettiklerine işaret eden Kurum, bir yandan Kızılcahamam’da çıkan yangında hasar gören Kasaplar Çarşısı’nı yerel dokuya uygun şekilde yeniden yaparken diğer yandan Altındağ Cinderesi’nde, Aktaş’ta, İtfaiye Çarşısı’nda yeni konut ve dükkanları inşa ettiklerini dile getirdi.

Kızılay ve çevresine değer katacak Saraçoğlu Projesini de bu yıl içerisinde tamamlayıp, vatandaşların hizmetine sunacaklarını ifade eden Kurum, “Bugüne kadar Altındağ, Mamak, Kuzey Ankara, Sincan ve Yenimahalle başta olmak üzere, başkentimizde tam 65 bin konutluk kentsel dönüşüm projesi başlattık. Bu kapsamda, vatandaşlarımızla uzlaşarak yaklaşık 40 bin konut, 400 işyerinin yapımını tamamladık.” diye konuştu.

“Onlar iftira atsınlar. Biz aziz milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz”

Bakan Kurum, bundan önce TOKİ eliyle yürütülen projelerde Ankara genelinde 90 bin konutun ihalesini gerçekleştirip, 84 binini teslim ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:

“Yine bu projelere devam edeceğiz. Onlar iftira atsınlar, onlar aynı söylemlerle ‘yapacağız edeceğiz’ diye dursunlar. Biz aziz milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz. Nerede bir afet varsa orada olacağız. Nerede bir sosyal konut sorunu varsa orada olacağız. Nerede vatandaşımızın bize bir ihtiyacı varsa hemen orada olacağız ve vatandaşımızla beraber olmak suretiyle ihtiyaçlarını gidermeye devam edeceğiz. Sosyal konutlarla ilgili ağustos ayında 81 ilimizi kapsayan proje hazırlıyoruz. Bu proje kapsamında Sayın Cumhurbaşkanı’mız milletimizle bu müjdeyi paylaşacak. Ankara’da da konutu olmayan kardeşlerimizin ev sahibi olabilmesi için bu projeleri yürütmeye devam edeceğiz. Arsaları vereceğiz ki evi olmayan vatandaşlarımız uzun vadede bu arsaları temin etmek suretiyle inşallah evlerini yapacaklar.”

Mamak Yatıkmusluk’ta, Altıağaç, Karaağaç ve Hüseyingazi’de, Anayurt ve Gülseren’de 7 bini kentsel dönüşüm olmak üzere, toplam 14 bin 573 konutu vatandaşlara teslim ettiklerini anlatan Kurum, 1396 konutun yapımında da artık son aşamaya geldiklerini dile getirdi.

Anlaşma sağladıkları vatandaşlara rezerv alanda ayırdıkları yeni konutları teslim etmeyi sürdüreceklerini belirten Kurum, Mutlu Mahallesinin eski yerinde 464 konut ve 8 dükkan inşasında ihale aşamasına geldiklerini, Anayurt ve Gülseren’de toplam 519 yeni konutun da yapımında sona yaklaştıklarını ifade etti.

Kurum, böylelikle Mamak’a donatıları, parkları ve bahçeleriyle toplam 15 bin 696 konut kazandırılacağını söyledi.

“Bize şehircilik dersi vermeyi bırakın”

Millet bahçelerinin sayısını her geçen gün artırdıklarını vurgulayan Kurum, söz verdikleri 23 millet bahçesinden 8’ini vatandaşların hizmetine sunduklarını ifade etti.

Mamak’a toplam büyüklüğü yaklaşık 500 bin metrekare olan 3 millet bahçesi kazandıracaklarının sözünü verdiklerini hatırlatan Kurum, Altıağaç Millet Bahçesi’nin yapımına başladıklarını, yine İmrahor Millet Bahçesi’nin de yapımına hızla devam ettiklerini dile getirdi.

Millet için eserler ortaya koyarken birilerinin yalan, tezvirat ve algılarla milletin karşısına çıkmaya devam ettiğini aktaran Kurum, şöyle konuştu:

“Vaatlerle gündeme gelemeyenler, projeler üretemeyenler, eseriyle kendilerinden söz ettiremeyenler, her zamanki gibi yalana başvuruyorlar. Çünkü yalan, acizlerin en büyük sığınağıdır. Bunların yalan ve iftiralarının hangi kıtaları aştığını, kökünün hangi karanlık noktalara dayandığını milletimiz biliyor, dünya biliyor. Heykel dikip dikey bahçeleri kaldıranlar, çeşme açanlar, bütçe yeter deyip ilk senede borç batağına saplananlar, elektriği kesip suyu bitirenler bir bakıyorsunuz bizlere masal okuyorlar. Milletimizin yararına eser üretmek yerine siyasetlerini yalan, tezvirat ve algı üzerine kurup sadece soru soranlara, Meclis kürsüsünden sözde çevrecilik ve şehircilik dersi verip iftira atanlara diyoruz ki Antalya, Muğla’da yangın varken neredeydiniz? Van’da, Elazığ’da, İzmir’de depremler yaşanırken kimlerleydiniz? Kastamonu, Bartın ve Sinop’taki sellerde neredeydiniz? Dün Ankara’nın ilçelerinde sel oldu, canlarımızı yitirdik. Neredeydiniz? Arabasının içindeki suyu bardaklarla temizleyen vatandaşımızı gördünüz. Ankara’nın ortasında kulaç atarak sığınacak yer arayan kardeşlerimizi gördünüz. Sular dükkanlara dolmuş, evleri basmış, canlarımızı alıp götürmüş, bunlar hala algı peşinde. Mamak’tan sesleniyorum, artık çevrecilik dersi vermeyi bırakın. Eğer insana ve çevreye hizmet görmek istiyorsanız, yeşil görmek istiyorsanız 450 millet bahçemize, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ne, Başkent Millet Bahçesi’ne bakın. Bize şehircilik dersi vermeyi bırakın.”

Kurum, başkentin altyapısından üstyapısına, kentsel dönüşümden sosyal konutlarına, yeşil alanlarından istihdamına kadar her tür ihtiyacını milletin talebi doğrultusunda karşılamaya devam edeceklerini vurguladı.

Milletin kendisine hizmet edenle eziyet edeni sandıkta ayıracağını ifade eden Kurum, “Milletimiz, bunlara 2023’te de 2024’te de en güzel cevabı sandıkta verecektir.” dedi.

Konuşmaların ardından yapılan kura çekiminde ilk kurayı çeken Bakan Kurum, ismi çıkan hak sahibine temsili olarak ev anahtarını teslim etti.

Çevreci Tuba öğretmen öğrencileri ve ailelerini ‘iklim elçisi’ yapıyor
Erzurum

Ömer Nasuhi Bilmen Ortaokulunda öğretmenlik yapan Tuba Dumlu Güler, Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), ortaokullarda gelecek yıldan itibaren seçmeli okutulacak “Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği” dersi konusunu 6 ay önce derslerine entegre ederek, öğrencilerde küçük yaşlarda çevre konusunda farkındalık oluşturmayı amaçladı.

Hayata geçirdiği “Minik İklim Elçileri” projesiyle önce iklim değişikliğinin öğrenciler üzerinde etkisini araştıran Güler, bu konuda öğrencilerinin kaygılandığını görünce çalışmalarını hızlandırdı.

Güler daha sonra toplumsal farkındalık oluşturup öğrencilere rehberlik etmek için son zamanlarda meydana gelen müsilaj, orman yangınları, sel ve kuraklık gibi çevre olaylarına ilişkin dijital materyaller, animasyon ve eğitsel videolar hazırlayıp öğrenciler ve velileriyle paylaştı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca “iklim elçisi” seçilen çevre mühendisi Şahin Korkmaz’ı okula davet edip öğrenci ve velilerine çevre eğitimi verdiren Güler, bu konuda öğrencileriyle birçok afiş, slogan ve kamu spotu hazırladı.

Afişlerde Türkçe ve İngilizce ifadelere yer veren Güler, etkinlik ve eğitimlerle hem çocuklar ve ailelerinin gönüllü iklim elçisi olmasını sağladı hem de çalışmalarını uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Programı olan Global Schools’ta paylaştı.

Çevreci öğretmen Tuba Güler, AA muhabirine, okulda çevre eğitimi ve iklim değişikliği konusunda ocak ayından beri eğitim verdiğini söyledi.

Öğrencilerde gelecekte iklim değişikliğine dair endişe gözlemlediğini anlatan Güler, şöyle devam etti:

“Öğrencilerimin bu kaygılarını dile getirmelerini sağlamak ve seslerini duyurmak için uluslararası çalışmalara katıldık. ‘Minik İklim Elçileri Proje’mizle okul sınırlarını aşıp komşu okullardaki öğrencilere, velilere, yetişkinlere yönelik toplumsal farkındalık oluşturacak çalışmalar yürüttük. 40 dakikalık ders saatinde iklim değişikliği eylemi yapıp 570 velimize ulaştık. Onlardan gelen destek karşısında öğrencilerimin kaygıları azaldı.”

Güler, iklim değişikliği hakkında duyarlı öğrenciler yetiştirip küçük yaşta bu problemlerle nasıl baş edebilecekleri konusunda bilinçli hareket etmelerini sağlamayı hedeflediklerini dile getirdi.

“Doğu Anadolu’dan Global Schools’a üye olan ilk ve tek okuluz”

Çalışma ve etkinlikleri “Global Schools” adı verilen uluslararası platformda paylaştıklarını ifade eden Güler, “Global Schools, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini destekleyen ve bütün dünyadaki okullardan öğretmen ve öğrencilerin çalışmalarını takip ederek örnek gösteren platformdur. Doğu Anadolu’dan Global Schools’a üye olan ilk ve tek okuluz. Çalışmalarımızı mail yoluyla gönderdik. Türkiye’de çocuklarımızın toplumsal sorunlara ne kadar duyarlı olduklarını bu şekilde gösteriyoruz.” diye konuştu.

Güler, derslerde çevre kirliliğine sebep olacak konuları da anlattığını belirterek, şunları kaydetti:

“Öğrencilerin, ‘öğretmenim susuzluk başlayacak, hayvanlar yok olacak, başımıza neler gelecek, iklim değişikliği konusunda neler yapabiliriz’ gibi kaygıları olduğunu görünce onların sesi olmak istedim. Bu kaygıları yetişkinlere aktarıp etkinlikler yaptık. Öğrenciler aldıkları eğitim ve yaptığı farkındalık çalışmalarıyla iklim değişikliğiyle nasıl mücadele edeceğini öğrenip birer iklim elçisi oldu.”

Öğretmen Güler, iklim değişikliği ve etkenleriyle mücadelede öğretmenlerden, ailelerden ve öğrencilerden destek istedi.

Okulun 5. sınıf öğrencilerinden Zeynep Elçin Çakan da iklim değişikliğinden dolayı çeşitli kaygılarının olduğunu anlatarak, “Arabaları çok fazla kullanmayalım, çünkü egzoz gazları iklim değişikliğine neden oluyor. Ağaçlarımız da çok önemli, bize oksijen sağlıyor. İklim değişikliğine karşı alarm veren dünyamızı kurtaralım, geleceğimiz tehdit altında.” dedi.

“İklim değişikliğini tamamen durduramayız ama biraz da olsa azaltabiliriz”

Beren Bulut da sürdürülebilir bir hayat için doğanın ve çevrenin korunması gerektiğini belirterek, yakın yerlere yürüyerek ya da bisikletle gidilmesini ve ormanlık alanlarda ateş yakılmamasını istedi.

Gelecekte olabilecek kuraklık tehlikesinden dolayı kaygılandığını ifade eden Bulut, “İklim değişikliğini durduramayız ama biraz da olsa azaltabiliriz. İklim elçisi olarak sınıfımızda, çevremizde, komşu okullarımızda ve ailelerimizle farkındalık etkinlikleri yaptık. İklim değişikliği yüzünden meydana gelen afetleri, selleri ve orman yangınlarını tedbir alarak önleyebiliriz.” diye konuştu.

Ervanur İbişoğlu ise iklim elçisi olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Aileme ve çevreme iklim değişikliğinin önemini anlattım. Doğayı ve çevreyi korumazsak geleceğimiz de olmayabilir.” diye konuştu.

ABD’de mevsim normallerinin üzerindeki hava sıcaklıkları 100 milyon kişiyi etkileyecek
New York

Ulusal Hava Durumu Servisi, hava sıcaklıklarının ülkenin orta bölgesinde çarşambaya kadar 100’den fazla şehirde rekorları zorlayabileceğini tahmin ederken bölgede yaşayan yaklaşık 100 milyon insanı etkileyebileceği öngörüsünde bulundu.

ABD basınında çıkan haberlerde, yer yer 45 dereceyi bulan sıcaklıklar için “tehlikeli derecede sıcak koşullar” tabiri kullanılarak özellikle ülke nüfusunun yaşlı kesiminin önlem alması istendi.

Hızla yükselen sıcaklıkların, haftanın ilk günlerinde ABD’nin orta bölgelerinde şiddetli bir fırtınaya sebep olabileceği, hatta Chicago, Detroit, Cleveland ve Pittsburg bölgelerinde kasırgaya dönüşebileceği ihtimaline dikkat çekildi.

Doğuya doğru ilerleyen sıcak hava dalgasının gelecek hafta boyunca etkisini sürdüreceğine, sıcaklıkların insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle mevsim normallerinin üzerinde ve daha uzun süreceğine işaret edildi.

“Yeşil bina”ları belgelendiren “Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi” hayata geçiyor
Ankara

Binalar ve yerleşmelerin doğal kaynakları ve enerjiyi verimli kullanarak çevreye olumsuz etkilerini azaltmak için değerlendirme ve sertifikalandırma sistemlerinin oluşturulması ile bu konudaki uzmanlara ve eğitici kuruluşlara ilişkin usul ve esasları belirleyen “Binalar ile Yerleşmeler için Yeşil Sertifika Yönetmeliği” yürürlüğe girdi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan ve Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan yönetmelikle, yeşil binaların belgelendirilebilmesi amacıyla ilk defa yerli bir uygulama olarak hazırlanan Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi “YeS-TR” hayata geçirildi.

“Yeşil bina”nın; yer seçimi, tasarım, inşaat, işletme, bakım, tadilat, yıkım, atık ve atık suların bertarafını kapsayan, yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilir, enerji verimli, doğayla uyumlu, düşük emisyonlu ve çevreye olumsuz etkileri asgari düzeye indirilmiş, çevre dostu şeklinde tanımlandığı yönetmeliğe göre, Ulusal Yeşil Sertifika Sisteminin değerlendirme kuruluşu Türkiye Çevre Ajansı olacak.

Yeşil sertifika almak isteyen bina veya yerleşme sahibi bakanlıkça yetkilendirilen yeşil sertifika uzmanlarından ve değerlendirme kuruluşundan hizmet alacak.

Yeşil sertifika uzmanı, sertifika alınmak istenen bina veya yerleşmeye ait bilgileri YeS-TR sistemine kaydedecek.

Türkiye Çevre Ajansı, sisteme kaydedilen bilgiler üzerinden ve gerekli durumlarda yerinde etüt etmek suretiyle değerlendirerek işlem tesis edecek.

Yeşil binalar ile yeşil yerleşmeler gibi konularda faaliyet gösteren kamu veya özel hukuk hükümlerine tabi kamu tüzel kişiliğini haiz kurum ve kuruluşlar, üniversiteler ile sivil toplum kuruluşları, yönetmelikte belirtilen koşulları sağlamaları halinde eğitici kuruluş olarak faaliyet gösterebilecek.

Yeşil sertifika uzmanları, eğitici kuruluşlar tarafından düzenlenecek sertifika eğitim programına katılarak uygulanacak yazılı sınavda başarılı olmaları ve bakanlıkça YeS-TR’de yetkilendirilmeleri halinde faaliyet yürütebilecek.

Türkiye Çevre Ajansı, başvuruya konu bina veya yerleşmeye ilişkin olarak değerlendirme kılavuzunda belirtilen kriterleri değerlendirebilecek nitelik ve sayıda yeşil sertifika değerlendirme uzmanını bünyesinde bulunduracak veya dış kaynaklı temin edecek.

Ajans, sertifika başvurularını inceleyecek ve binalar ile yerleşmelerin sürdürülebilir çevresel, sosyal ve ekonomik performanslarını kılavuzlara göre değerlendirecek ve kriterleri sağlayan bina ve yerleşmelere ilgili sertifikayı düzenleyecek.

Yeşil sertifika uzmanlık yetkisi on yıl geçerli

Yeşil sertifika eğitimlerine, değerlendirme kılavuzlarında belirtilen meslekleri haiz kişiler katılabilecek. Yeşil sertifika uzmanlık yetkisinin geçerlilik süresi on yıl olacak. Bu sürenin bitiminde eğitime katılmaksızın tekrar sınava girilerek uzmanlık yetkisi yenilenebilecek.

Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında çalışan ve değerlendirme kılavuzlarında belirtilen yeşil sertifika uzmanı mesleklerini haiz personelden, yeşil sertifika ile ilgili faaliyetler kapsamında en az üç yıl görev yapmış olanlar ile bu birimlerde yönetici olarak en az iki yıl çalışmış olanlar yeşil sertifika uzmanı olmaya hak kazanacak.

Yeşil sertifika uzmanları, değerlendirme kuruluşu ekibinde görev yapmaları halinde, yeşil sertifika değerlendirme uzmanı unvanını alacak ve değerlendirme kuruluşu tarafından YeS-TR’ye tanımlanacak. Uzmanlar, buraya kaydedilen bilgi ve belgeleri değerlendirerek binanın veya yerleşmenin yeşil bina veya yeşil yerleşme olma koşullarını yerine getirip getirmediğine dair analizi ve puanlamayı yapacak.

Daha önce bakanlıkça eğitici kuruluş olarak görevlendirilen tüzel kişiler ile gerekli eğitimleri alarak yeşil sertifika uzmanlığı alanların hakları saklı olacak.

Öte yandan, 23 Aralık 2017’de Resmi Gazete’de yayımlanan “Binalar ile Yerleşmeler İçin Yeşil Sertifika Yönetmeliği” yürürlükten kaldırıldı.